Bir yerde duruyorum.
Ne tam içindeyim dünyanın,
ne de dışında.
Hakikatin kıyısında
içeriye bakıyor gözlerim,
ama adım atmaya korkuyorum.
Mezarın çökmüş, dediler...
Bir avuç toprak aldım,
Sessizce vardım yanına,
Hakkın olan toprağı,
Titreyen ellerimle koydum mezarına.
Annem, üşengeç olma işini bir hamlada yap dese de sözcüğün aslı "hamle"dir. Her türlü ilişkilerinizde yarınlarınızın güzel olmasını istiyorsanız hayatınızın hamlelerini doğru yapın!
“Nasıl bir çağ?” diye sorma,
Ortaçağ değil.
Gül kokusu, barut kokusuna karışmış,
Birbirine dolanmış duyular;
Hastalık değil, veba hiç değil.
Bana öyle bakma…
Gözlerinde bir kış var,
İçimde donmuş nehirler çağlar.
Ne yağmurum iner,
Ne de güneşim doğar.
Dışarısı çoktan silindi.
Sokak yok,
adım yok,
bekleyen yok.
Sadece içerisi kaldı
ve orası da
Her fotoğraf, her gülüş
soğuk bir odada asılı,
dokunamıyorum,
sadece hayalinle konuşuyorum.
Zaman, duvarlarda donmuş,
Hayal benim değil mi,
istediğim rüzgâra adını fısıldarım,
istersem gülüşünü serperim sabaha,
istersem akşamın en kırılgan saatine saklarım sesini.
Kaparım gözümü...
Oysa yalanmış gerçek sandığımız,
Zamanı geldiğinde,
Bir gölge gibi çekilirmişiz,
Tutsağı olduğumuz dünyadan.
Çilekeş bir yolmuş,
Bir gelirsin bir de gidersin,
Hayat bir yolculuktur.
Zamanın içinde.
Zaman, sırası geldikçe;
Ağacı, otu, kuşu, böceği süsler durur.
Sen de bir parçası olursun bu anın,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!