Arkamda kaldı
dar sokakların gölgesi,
taş duvarın suskunluğu,
ve o küçücük aralıktan sızan umut.
Artık biliyorum:
İnsan,
başına gelenle değil,
başına gelen karşısında
kim olduğuyla sınanır.
Kimi yükler
Sen kokuyorsun düşlerimde,
Yorgun güneş vurmuş yanaklarına.
Evinin önünden geçiyorum sessizce,
Şekilsiz gölgen düşmüş eteklerine...
Bu ne ilk, ne de son geçişim.
Artık sararmış her şey.
Ne varsa yeşil,
yorgun düşmüş dallarda bekliyor son sarkışını.
Rüzgâr, bir hatıra gibi dolanıyor sokaklara,
adı unutulmuş bir mektup gibi
uçuruyor düşlerimi.
her gideni beklemek
kapısı olmayan bir evde oturmaya benziyor.
Ne kadar pencere açsan da aynı rüzgâr giriyor içeri.
Önce mücadele ettim.
Kırılanı onarmaya, eksileni tamamlamaya,
Topladım kendimi kırıklarımdan,
Bir çocuğun düşe kalka yürümeyi öğrenişi gibi.
Ağladım da sustum da,
Şimdi kelimeler değil, yüreğim konuşuyor gizlice.
Gidenin ardından yakılan her ağıt
Kimi yürekler dokundu yüreğime,
dokundukça çoğaldı anlamı.
Sessizce sakladı kıymetini,
değdiği yerde sevgi eksilmedi.
Kimi yürekler değdi geçti,
Derler ki,
insan en çok
tamamlayamadığı cümlede kalır.
Öyleyse söyle;
neden bazı vedalar
gidenden çok
Yürek dediğin terazidir,
niyeti tartar sözden evvel.
Altın da düşer kefesine, pas da;
hakikat, hiçbiriyle eş tutulmaz.
Kıymet sessizlikte olgunlaşır,
Bir ay doğdu geceden,
Bize ışık oldu,
Demir, kurşun, su dövdük,
Yalın ayaklarımızın altında.
İmece, ırgat, amele...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!