Biz yavaştan çekildik hayattan,
gölge gibi…
ne sesimiz kaldı ne adımız,
birbirimizin bakışında eksildik fark etmeden.
Ayak izlerimizi dalgalar değil,
Dalgalar topuklarına vurur gecenin,
Serinliğinde saklı adımların var.
İçimde esrarengiz fırtınalar,
Her biri sana savrulan bir duvar.
Kalmışım öksüz başıma,
Kalp bir terazidir, tartar her niyeti,
Sözden önce hisseder hakikati.
Ne dilin dedikleri, ne süslü kelâm,
Asıl olan, gönlün gizli imtihanı.
Kimi gül sunar ama eli dikenli,
Sessizlik duvarlardan üzerime çöküyor
nefesim bile taş gibi ağır.
yalnızlık, içeriye sessizce doluyor.
Her nefes, kemiklerime işleyen zemheri gibi soğuk,
her düşünce, bıçak gibi keskin.
Bir perde açıldı usulca,
alkışsız, selamsız.
Sadece bir kaç seyircisi vardı.
Hepsi suskun, gözlerinde yarım kalmış cümleler.
Oyun bitti...
Deniz hırçın,
İçimde derin bir girdap var,
Dalgalar çemkiriyor usulca,
Dalgınlığımdan uyanıyorum,
Yaşanmış bir mevsim arıyorum,
Ama nafile…
Gözlerimde sönen kıvılcımlar var,
bir zamanlar güneşin parçasıydı onlar,
şimdi karanlığın kuyusunda
çırpınan solgun ateşlere döndüler.
Belki hiç doğmadı sabah,
Bazı yaralar
görülmesin diye değil,
unutulsun diye örtülür;
ama bilirim,
karanlık, örtünün altında
daha derin kökler salar.
İçimde bir kıvılcım var,
Sessizce yanıyor, söndürmek zormuş,
Kelebek gibi kanat çırparken,
Kendimden kaçamıyorum.
Gizli bir fırtına içimde,
bir rüzgâr esti kokunu taşıyarak,
tenimde gezindi solgun bir yaprak
ey kasım, hangi çileyi çektin de
bana kalan hüzün bu kadar ağır olmalı?
zamana asılı gölgem çözüldü,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!