Bir gün gelir de
nefesin çekilirse göğsümden,
eski bir evin boş odalarında ararım seni.
Korkarım.
Seni özlemekten değil,
Dışarısı çoktan silindi.
Sokak yok,
adım yok,
bekleyen yok.
Sadece içerisi kaldı
ve orası da
Her fotoğraf, her gülüş
soğuk bir odada asılı,
dokunamıyorum,
sadece hayalinle konuşuyorum.
Zaman, duvarlarda donmuş,
Hayal benim değil mi,
istediğim rüzgâra adını fısıldarım,
istersem gülüşünü serperim sabaha,
istersem akşamın en kırılgan saatine saklarım sesini.
Kaparım gözümü...
Oysa yalanmış gerçek sandığımız,
Zamanı geldiğinde,
Bir gölge gibi çekilirmişiz,
Tutsağı olduğumuz dünyadan.
Çilekeş bir yolmuş,
Bir gelirsin, bir de gidersin,
Hayat uzun bir yolculuktur
zamanın içinde.
Durakları belli değildir çoğu zaman,
ne başlangıcın sesi duyulur tam,
ne de vedaların ayak izi kalır.
Dikil bir sokağın köşesine,
Bak şöyle gelene geçene,
Kim nereden gelir, nereye gider,
Bilinmez hangi derdi kim yaşar.
Söylenirsin durursun ne çabuk geçti zaman,
Hayatımı yazsam roman olurdu diyenler,
bilmez ki her insan, kalemin ucunda saklı bir sırdır.
Satırlar, kimi zaman çocukluğun kırık oyuncaklarını taşır,
kimi zaman da yaşlılığın gölgesinde
bir nefesin umudunu fısıldar.
Hayat, sessiz öğretir çocuğum,
Ne kitapla başlar bu ders,
Ne de bir zil sesiyle biter.
Zaman, her şeyi anlatır
Sabırsız olana bile.
Dokunmadım sana hiç,
Gözlerin bile yıldızlar gibi uzaktı.
Bir gülüşün yeterdi belki,
Koca bir ömrü sustururdum ardında.
Sesin değil, yokluğun konuştu,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!