Ben seninle konuşurken,
güverteden martılar geçiyordu.
Sen martıları izlerken,
ben gözlerinde kayboluyordum.
Deniz ağır ağır nefes alıyordu,
Senin haberin yoktu;
ben ise her akşam
gözlerinin uğramadığı
bir gökyüzünün altında
adını akşamla birlikte anıyordum.
bazı hatıralar vardır
gittiğini sanırsın ama senden gitmez
bir koku olur eski bir sokağın köşesinde bekler
bir ses olur yıllar sonra ansızın döner
bazen düşünürüm
Dedim, “Sabır nedir?”
“Zamanla barışmak,” dediler.
“Ağlarken susabilmek,
Sızlamadan yürüyebilmektir sabır,” dediler.
“Dedim, kaderimi nasıl seveyim?”
Hakikat şu ki;
bir yerim kırık değil artık,
sanki bütünüyle dağılmışım.
Rüzgâr değse ses verecek,
kurumuş bir çeşmenin taşları gibi
Bir yerde duruyorum.
Ne tam içindeyim dünyanın,
ne de dışında.
Hakikatin kıyısında
içeriye bakıyor gözlerim,
ama adım atmaya korkuyorum.
Mezarın çökmüş, dediler...
Bir avuç toprak aldım,
Sessizce vardım yanına,
Hakkın olan toprağı,
Titreyen ellerimle koydum mezarına.
Annem, üşengeç olma işini bir hamlada yap dese de sözcüğün aslı "hamle"dir. Her türlü ilişkilerinizde yarınlarınızın güzel olmasını istiyorsanız hayatınızın hamlelerini doğru yapın!
“Nasıl bir çağ?” diye sorma,
Ortaçağ değil.
Gül kokusu, barut kokusuna karışmış,
Birbirine dolanmış duyular;
Hastalık değil, veba hiç değil.
eski bir hanın gölgesinde
oturdum bir akşam vakti.
güneş çekiliyordu taş duvarlardan,
gölgeler dağlara uzarken
insanın içinde büyüyen düşüncelere benziyordu.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!