Meğer her ocak
insanın özünde saklıymış.
Bir kıvılcım gibi
kalbin en karanlık sığınağında
sessizce beklemiş.
Aynaya her baktığımda
bir yüz görürüm
ama içimdeki ben
hep sırtını dönmüş durur.
Kendimden kaçarken
Kendimle konuşuyorum,
sessizlikle örülü bir boşlukta.
Kelimelerim, düşen yapraklar gibi savruluyor
geçmişin kırık aynasından yansıyan hatıralar.
“Kimim ben?” sorusu,
Bir gün
ayna karşısında durdum,
ve ilk kez
kendime bakmak zor gelmedi.
Ne güzellik aradım
En zoru,
başkasına değil
kendine karşı durmaktı.
Bir bakışı sustururum,
bir sesi görmezden gelirim,
Sus diyor,
bir ses, uzaklardan.
Ama ben susamam,
çünkü içimde fırtına var.
Kendi kendime konuşuyorum,
İçimdeki oyuğa,
Bir mendil sakladım.
kokusu geçmeyen bir ayrılıktan.
Genç bir kadın başını yaslayıp
ağlamıştı gövdeme,
Karanlık bir odada saklanır sesim,
kapılar kilitli, pencereler suskun.
Gözlerimi kapattığım her anda
yüzü gölgelerden örülü,
ıslak bir ses yaklaşır.
Susarak büyüttüm kendimi,
Konuşmakla değil, duymakla…
En çok da kendime kulak verince
Anladım: kalbim, düşmandan çok dost bekliyormuş aslında.
Yenilmedim ama illa da galip gelmedim,
Dağlardan sis çekiliyor bir anlığına,
ama içimdeki hüzün hâlâ derin.
Ayaklarım toprağa değil,
görünmeyen bir boşluğa basıyor;
her adım geçmişin yankısıyla dolu.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!