Her şey yerli yerinde şimdi,
Sen yoksun ve bu da tamam.
Eksik bir hikâyeydi belki,
Ama o eksikle ben oldum tamam.
Kalbim seni aramıyor artık,
Artık eskisi gibi yanmıyor içim.
Aynı boşluk var hâlâ,
ama içimde değil,
yanımda yürüyen bir gölge gibi sadece.
Varlığını unutmadım,
ama yokluğunu da sevmeyi öğrendim.
Her şey tam olunca değil,
eksildikçe başlar insan.
Bazen bir gidiş,
bir kalıştan daha çok öğretir.
Kaybetmek sanılırken,
Tamam olmuşum,
Suskunluğu öğrenmiş bir akşam gibi ağır;
Kimseye bir vicdan borcu bırakmadan
çekilmişim içimin kıyısına.
Tamam olmuşum,
Bir ömrü
koydum gönül terazime.
İyilikleri, kötülükleri
bir yudum merhameti
bir ömürlük susuşla tarttım.
Herkes zenginliğini değer sanır,
oysa servet değil, duruştur kıymet.
Omzunda taşımaz insan insanı,
yüreğinde taşır; incitmeden, gizlice.
Kimi sustuğunda bile onarır,
Adımlarım, eski bir şehrin dar sokaklarında yankılanıyor.
Duvarlardan dökülen sıvalar,
geçmişin sessiz tanıkları gibi
beni izliyor.
Kaldırım taşlarının arasına
Sar bir sigara saki,
ama bu kez
sözler suskun kalsın,
anlatmaya gücüm yok bugün.
Tel tel çöz beni,
dudağının kıyısında,
güneşin kavurduğu toprak gibi
yanık izler taşıyor içim
parlak ışıkların ardında gizlenen
sessiz bir sızı var
gölgeler uzarken öğle vakti
Terazinin Önünde
Seyrani Göl
terazinin önünde durdum
ne bir mahkeme
ne bir celp




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!