Bir gölge süzülür kaldırımlarda,
Adımlar, taşlara sinmiş bir ismi yoklar.
Yıllar dökülmüş çatlamış duvarlara,
Pencereler ardında bir suskunluk ağlar.
Perdeler aralık, buğulu camlar solgun,
Bir adım attım, toprak titredi,
Adımı bilen yok rüzgâr silmiş geride.
Kimse sormaz: “Nereye böyle?”
Ben de bilmem; yol, kör karanlıkta.
Bir mezar düşün taşı yok, adı yok,
Sana söyleyemediğim her cümle,
boğazımda yankılanan bir suskunluk oldu.
Gözlerimde yarım kalmış bir hikâye
ve gecenin koynunda gizlenen adın kaldı.
Bir adım attım kendime,
Kendime ait sandığım ne çok şey
meğer başkalarının gölgesiymiş.
İyi olayım derken
yavaş yavaş silinmiş sesim,
kendimi duyamaz olmuşum.
Sus artık kalbim,
Her çarpışın bir eski sesi uyandırıyor.
Ne vakit sussam,
Geçmişin ayak izleri gıcırdıyor içimde.
Bir camın ardında durmuş gibi,
Her gölge,
içimizde saklanan bir sırdır;
her karanlık köşe,
görmekten çekindiğimiz bir yansımadır.
Ama nur,
Yürüdüğüm sokaklar
bir zamanlar sesimdi…
Şimdi, yankım bile beni terk etti.
Bir taş gibi duruyorum
kendime çarptığım her köşede.
Bir kuş vardı,
rüzgârı değil
gölgeyi seçmişti yuva diye.
Kanatlarında geceye saklanan sırlar,
gözlerinde suskun bir göçün izi vardı.
Kendini bilmek,
sadece ışığa bakmak değil;
karanlığın en sessiz köşesine dokunmak,
gizlenmiş yaralarını görmek,
gölgene ulaşmaktır .
Gönül,
Hakk'ın nazar kıldığı yerdir.
Ne süslü söz,
ne akıl sır erdirebilir.
Ancak arınan bilir,
susarak geçene sır açılır.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!