Karanlık en derin noktasına vardı şimdi.
Odanın ortasında duran sessizlik,
kalbimin ritmine yaslanmış dinliyor beni.
İçimde bir şey kıpırdıyor yavaşça;
yıllardır uyuyan,
solgun, küçük bir ışık sanki.
Gecenin en kör noktasında kayboldum,
hayallerim duvarlara çarpıp geri dönüyor,
ama beni anlamıyor hiçbir yankı.
Sessizlik büyüyor,
içimde gölgesiyle konuşan bir boşluk var,
Saatin tik takları
kör bir kuyunun derinliğine düşen taş gibi
uzun, ağır ve yankılı.
Odanın duvarları karanlıktan örülmüş,
gözlerim karanlığa alışsa da
Gece çökerken omuzlarıma,
uçurum gibi bir sessizliğe düşüyorum.
Bir yıldız kayıyor içimde,
ama dilek tutacak gücüm yok bu gece.
Yürüdüğüm yollar ıssız,
Gecenin koynuna bıraktım
tüm kırık sözcüklerimi;
kime dokunsa kanar,
kime değse ağlar.
Ay, solgun bir kefen gibi
Geceye saklı bir mum gibiyim,
Titrek ışığımda dalgalanır zaman,
Bir gülün solgun hüznüyle süzülür anılar,
Karanlıkta büyüyen suskun bir hazanım.
Bir servi gölgesinde bekler içim,
Yine geceye düştü kalemim,
Adınla başlıyorum her satıra.
Ama bitmiyor hiçbir cümlem,
Sabaha varmadan susuyorum arada.
Ay ışığı yeter mi yüreğime?
Sevgili sessizlik,
Şimdi sana yazıyorum,
Çünkü kimse duymuyor,
Kimse bilmiyor bu yalnızlığı.
Gecenin koynunda,
Bir melodi var rüzgârda,
Dalgın yapraklar arasında fısıltı.
Uzaklardan gelen çocuk kahkahası,
Geçmişin sessiz bir yansıması.
Kaldırım taşları ıslak,
Geceydi…
Ama karanlık sadece gökte değildi.
İçimize çökmek isteyen bir yok oluştu,
Sinsice süzülen,
Tank paletinde yankılanan ihanetin sesi…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!