Bir düş kur,
Belki yağmur yağar,
Seni uğurladığım sokağa.
Bir düş kur,
Belki bir kelebek konar,
Beraber açtığımız kucağa,
Düşlerimde bir çocuk var,
Elleri küçücük,
Uçurtması masmavi.
Gönlünde mevsimsiz dağların çiçekleri…
Düşlerimde bir çocuk var,
Gecenin en sessiz yerinde
adını söylesem rüzgâra,
gelir mi nefesin
usulca değip alnıma?
Sular,
bir duvara ne kadar bakarsan
o kadar kendine döner gözlerin
ben yuvaya değil
kendime bakıyorum artık
yokluk ne demek
Bir gün,
her şey aynıydı aslında.
Aynı sessizlik,
aynı duvarlar,
aynı ben…
her sabah
gözlerim o yuvaya çarpıyor
bir zamanlar
hayatın öylece durduğu yere
duvarla konuşuyorum artık
Dünyaya geldim,
yorgun bir yolcu gibi.
Bir odada kısa bir süre konaklayacağım sandım.
Zaman bana yatağını serdi,
hatıralar yorgan oldu üstüme.
Zamanı yendim seninle,
Bir tek bakışınla durdu her saat.
Tenin, bir ömrün suskun kıyısıydı,
Ve ben, o kıyıda sonsuzluğa uzandım.
Sana susamak bir ibadet gibiydi,
Eksildikçe içime çekildim,
Söz yerine sustum,
Gölge gibi dolandım odalarda,
Her aynada biraz daha silindim,
Sanki yok olmak da bir tür varlıktı.
Hacıbayram köyü mahşer günü gibiydi.
İyi insanlarmış konuşulanlardan belli.
Namaz için cemaatle doldu köy camisi,
Sığmadık, yol kenarlarına kurduk seccadeleri.
Güneş vurdu tepemizden yakarcasına,
Ölmüşler nimetlerini ararken vahim bir kazada,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!