Kimi yürekler dokundu yüreğime,
dokundukça çoğaldı anlamı.
Sessizce sakladı kıymetini,
değdiği yerde sevgi eksilmedi.
Kimi yürekler değdi geçti,
Yürek dediğin terazidir,
niyeti tartar sözden evvel.
Altın da düşer kefesine, pas da;
hakikat, hiçbiriyle eş tutulmaz.
Kıymet sessizlikte olgunlaşır,
Bir ay doğdu geceden,
Bize ışık oldu,
Demir, kurşun, su dövdük,
Yalın ayaklarımızın altında.
İmece, ırgat, amele...
Yürüdüm,
yıkıntılar arasından
kendi sesimi duya duya
dilsizliğime alıştı gözlerim
ama içimde bir cümle
büyümeye başladı sessizce.
Şimdi yuva yine dolu,
havada yeni kanat sesi var;
gökyüzü maviye bürünmüş,
rüzgâr bile bir hoş esiyor.
Biliyorum,
Bir zamanlar
gölgeme sığınan sesler vardı
şimdi duvar,
yalnızlığın çırpındığı sabahların tanığı.
O yuva,
Ve gece,
hiç sormadığın soruları fısıldadı sana:
“Kimi bekliyorsun hâlâ?”
“Kimsin o boş sokakta yürüyen?”
“Ne zaman kaybettin kendini,
hatırlıyor musun?”
Bir gün döndüm içime,
yüzüme kapanan tüm kapıları araladım.
Kime ne söyleyemediysem,
önce kendime anlattım
kırıldığım her kelimeyi
dudaklarımda yeniden ağırladım.
Hapsolmuşum zamana,
köhne hanlardayım.
Geçmişin özlemi sarmış içimi,
usulca çocukluğumu arıyorum.
Bir salıncakta kalmış gülüşüm,
Zaman geçmiyor buralarda.
Akrep de yelkovan da
sanki yorgunluktan donmuş gibi.
bir suskunluk çiziyor
duvar diplerinde zaman.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!