Bir zamanlar sen vardın bu sokakta,
Adımların yankı olurdu taş kaldırımda.
Gülüşün, akşam serinliğinden önce düşerdi şehre,
Ve ben, o gülüşte barınırdım bir ömür.
Cam kenarına koyduğun sardunya
Bir duman tütüyordu gemiden,
“Haydi!” deyince büyük komutan,
Bir ses yükseldi: “Vatan için sefere!”
Hep beraber nasıl çoştuk, çocuklar!
Kimimiz sevdiğini bıraktı evde,
Yavaştan bir rüzgar eserdi,
kumsalda adımlarımız silinirdi birlikte.
Dalgalar, gidişimizi kabullenemezdi,
bir çığlık gibi savrulurdu içimizde hüzün.
Bilinmedik bir kuş dönerdi başımızın üstünde,
Bizim köylere bahar bir başka gelir,
Toprak, güneşin gülüşünü görsün yeter ki!
Önce tebessüm eder,
Ardından kahkahalara boğar seni.
Kuş uykusundadır çiçekler...
Bazı yitişler
bir anda olmaz,
gölgeler çekilir
yavaşça ışıktan.
Gidişin sesi çıkmaz,
Bir ses bıraktın içime
yarım kalan bir kelime gibi
ne başı var,
ne sonu.
Sana uzanan yollar
Samimiyeti olmayan bir selamı versen ne olur,
Boş sözler caddeleri kirleten çöpler gibidir,
Savrulur durur zihinlerin bilinmezliklerinde,
Bekler durursun bir rüzgâr alıp götürsün diye.
Söylenmiş ama hissedilmemiş her kelime,
Boş ver sigarayı,
Ben sana siirler yazayım,
Siirler yangınları dörtnala geçer.
Boş ver hüzünleri,
Ben senin ellerini tutayım,
Böyle geçti zaman,
Geceler iİmek ilmek sabah oldu.
Zemheri, ayrılıktı, hüzündü, soğuktu,
Puslu gözlerinde güneşi aradım...
Yaz yine gelmedi.
Meğer böyle gerekmiş…
Birinin gelmemesi,
bir sözün tutulmaması,
bir kalbin tam açılmaması…
Hepsi yerli yerindeymiş aslında.
Yalnızlığımın bile.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!