Ölmedi kimse
ama içimdeki defin töreni hâlâ sürüyor.
Yaşarken susturulmuş
bir yanım var her birinde.
Konuşmadıklarımızdan örülü bir mezar taşı,
Vadinin diğer yakasında cümbüş olurdu gülüşün.
Ben uyumasam, öksüz kalırdı hüznün.
Hayallerim beni alır sana götürürdü,
Sarılırdım, büyürdün.
Saçlarına dokunurdum, okşardım,
Ellinci yaşım nice tablolar gördüm,
Heyecanını hiçbir şey vermiyor senin,
Çiçekli dağların aklımdan geçer
Zihnimde uyandıkça yeni hayallerin.
Aniden öttü mü guguk kuşu!
Sen öksüz kalırsın,
Yokluğun üşür bende.
Soğuk olur odan şubat tatilinde,
Bana, üşüdüğünde yazarsın.
Kuşlar her mevsimde öter,
Ben seni
hep bana bakan hâlinle bildim.
Gülüşünü bana sakladığını sandım,
suskunluğunu bana küskünlük sandım...
Oysa sen
Sessizliğin kalbinde
yeni bir nefes doğuyor,
kırılmış hayallerin arasından,
umutlar filizleniyor yeniden.
Karanlıkta kaybolmuş
Ben sustum önce…
Çünkü kelimeler yetmiyordu sana anlatmaya.
Yorulmuştum kırmadan sevmeye,
Ve sevdiğimi kırmadan susmaya çekildim.
Gittim belki,
Her sabah yeniden doğar umutlar,
Elleriyle siler karanlığı zaman.
Kırık dökük anıları saklar içimde,
Yeniden yeşerir hayat baharı.
Kelimeler usulca dokunur yüreğe,
Sustum uzun uzun…
Kelimesi bitti içimin,
Bir mevsim boyu göğsümde taş gibi
Taşıdım seni.
Ama şimdi
Gecelerden geçtim,
Susmaların içinden yürüdüm.
İçime gömülen o eski ben,
Artık suskun değil, uyanıyor
Gün ışığını özleyen bir çocuk gibi.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!