Kimse bilmedi
içimde kaç defa çöktüğümü,
kaç kere başucumda bekledim
kendimin sonunu.
Duymadılar…
Sustum çünkü,
Bir kapı kapanır,
sesini uzun süre duyar duvarlar;
sonra kendini yiyip bitiren bir boşluk büyür içinde.
Bir bardak çay soğur masanın ucunda,
kimse elini uzatmaz,
Yalnızlık, gecenin kucağında
Ay gibi solgun, yıldızsız bir deniz;
Sen, o denizin kıyısında
Bir fener misali, yol gösteren.
Kalbim, yaprak döken sonbahar ağacı,
Oturduğun sandalye boş,
masanın karşısı sessiz;
sanki hiç karşımda
oturmamışsın gibi.
Perdeler kapalı,
Güneş, alnıma mühür gibi bastı adını,
dizlerime kadar sarı susuzlukta yürüyorum.
Toz olmuş yolları öpüyor ayaklarım
hiçbir gölge kalmamış,
hiçbir rüzgâr kalmamış
adını serinleten.
Sandım ki bazı insanlar
yüreğime iyi gelir.
Sandım ki bakışlar
sözden çok şey anlatır.
Meğer göz de yalan söylermiş,
sessizlik de...
Bir yaprak düşer usulca,
kimse duymaz sesini.
Ne gökyüzü ağlar ardından,
ne de dal geri çağırır onu.
Sessizlikte saklıdır düşüşün ağırlığı;
Şimdi boşluk kokuyor çeşme başı.
Köy yollarında eski bir ayak izi;
Kim bilir, belki sen de duymuşsundur
Kalbimin neden bu kadar üzgün olduğunu.
“Git,” demiştin ya hani,
Sana yarım geldiysem,
kendime fazlaydım oysa.
Verdiğim her şey,
kendi içimden eksilttiğimdi.
Sen susarken,
ben cümle kuruyordum içimden içime.
yarına söz veremem,
çünkü ben
bugünün bile sonundayım bazen.
içimde
yarım kalan ne varsa




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!