Anlatsana, içine döktüğün hüzünleri;
Ağıt ağıt dövünür dururdun.
Gece unutulur diye sakladığın burukluğun geçti mi?
Sabah oldu, yine soramadık.
Anlatsana, içine attığın acıları;
Ölü bir toprak gibiyim,
Hayalin canlandırır beni.
Düşlerimde olsan da kal,
Sevmek ile sevinmek arasındayım.
Bir el dokunur bedenime,
Yıllarca bir kapı aradım.
Dağların ardında sandım onu,
uzak şehirlerin sisinde,
henüz yaşanmamış günlerin içinde.
Yürüdüm.
Kendimi bir ölü yıkar gibi yıkadım;
arındım en eski kirlerimden.
Suya düştü içimdeki paslı günahlar.
Bir ağırlık çöktü omuzlarımdan o an,
adını bilmediğim bir sızı dağıldı içimde.
Sustuğum her kelime
bir gölge gibi düştü önümde,
ama bu kez kaçmadım
üzerinden geçtim yavaşça,
kendi izlerimi tanıyarak.
İyileşmez yaralar açma ruhumda,
bırak, yıldız da doğsun, ay da;
bana ölümü anlat
bilirim, cennet de cehennem de
aynı toprağın altında.
Eskisi gibi değilim artık,
Her sözü içime atıp gezmiyorum.
Kıran kırsın diye değil,
İyileşmenin yolunu öğrendiğimden.
Bir zamanlar geceyi uzatan ne varsa
Bir akşam vaktiydi içimden çekilip gidişin,
Ne kapılar çarptı ardımdan
Ne de büyük sözler söylendi.
Sadece bir sessizlik büyüdü odamda.
Uzun zaman seni sevmeyi
Bu gece penceremi kapattım.
Ay içeri sızmasın diye değil
seni getirmesin diye.
Perdeleri çektim,
karanlığı bilerek çağırdım.
Artık adını anmıyorum sesli
Ama içimde hâlâ yürüyorsun
Her sabah aynı yoklukla uyanıp
Sensizliğe yeniden doğuyorum
Zaman, eskisi gibi yakmıyor




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!