Sar bir sigara saki,
ama bu kez
sözler suskun kalsın,
anlatmaya gücüm yok bugün.
Tel tel çöz beni,
dudağının kıyısında,
güneşin kavurduğu toprak gibi
yanık izler taşıyor içim
parlak ışıkların ardında gizlenen
sessiz bir sızı var
gölgeler uzarken öğle vakti
Terazinin Önünde
Seyrani Göl
terazinin önünde durdum
ne bir mahkeme
ne bir celp
Bıraktım artık iradeyi, benliği,
Sevgiye dönsün ne dilerse kalbin.
Ben elimden geleni ektim toprağa,
“Ol” derse olur, olmazsa da şifadır Rabbim.
Sormam niçin, aramam sebep,
artık dirençsizim
bir dalın
göğe değil yere eğilişi gibiyim
sözcükler dudaklarımda değil
içimde çatlayan boşluklarda
Sabah değil bu,
ama sabaha benzeyen bir sessizlik.
Karanlık aynı karanlık,
ama artık sana ait değil.
Ben yürüdüm…
Yolun sonunu bilmeden,
Ayağımın altındaki taşın da
Beni nereye savuracağını düşünmeden.
Çünkü kalbim
Ektiysen hayrı, bırak toprağa,
Her tohum vaktinde filiz verir sana.
Sen vazifeni bil, gerisini bırak,
Tevekkül çiçeği açar sabırla.
Elinden geleni yap, dosdoğru dur,
Bir senle olmaz bu sabah,
Bir biz gerek,
Birbirine bakabilen gözler,
Birbirini duyabilen yürekler gerek.
Bir çocuk ağlıyorsa bir sokakta,
Bazen hiçbir şey söylememek,
en keskin çığlıktır;
toprak gibi susmak,
üzerine düşenin ağırlığını taşımak,
sessizce yutmak her damlayı, her kırığı.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!