Yaratılanı güzel gör
her gönülde bir kusur arama,
yeli çok olan dağın yolu bulunmaz
dalda diken de biter gül de
Sabahtan sonra kuşluk vakti
Sen dillere destan ne eylülmüşsün!
İki büklüm oluşuma mı yanayım?
Döktüğün hazanıma mı?
Düşüyor can parelerim bir bir.
Yapraklar savrulur, döner rüzgâr,
Her gönlün bir ocağı vardır,
her kalpte başka bir yanış...
Kimi is içinde kaybolur,
kimi nâr ile arınır yavaş yavaş.
Ocağın harı dışta görünmez,
Önümde hazan bahçeleri,
solgun bir yaprak gibi savruluyorum.
Bak, saçlarım da ağırdı zamana,
her telimde ayrı bir yıl.
sen nerdesin?
Neydi o gülüşün öyle…
Sanki bir güneş doğdu içime,
Geceyle örülmüş kalbime
ilk defa sabah değdi seninle.
Gamzelerin…
Ne zaman düştün içime
bilmiyorum.
Belki bir esintiydin,
bir anlık iç çekiş.
Adını duymadım,
Gizli bir nurla yandı kalbim,
Sır ile doldu içim.
Dünyanın tozuna değmeden henüz,
Hakk’a aralanan ince bir perde gibi.
İçimde sessiz bir kandil yanar,
O şiiri yazan adam bendim,
Ey sevgili.
Gözlerine bakarken
deryayı denizi unutan.
Yüreğime düşen şiir
Yine seni severim,
Gözlerine baktığım o an dur!
Bakışlarım kalsın gözlerinde.
Bir anın saklanır,
Gökyüzü, yorgun ve suskun,
Sessizlik dağılmış obanın eteklerine.
Yosun tutmuş taşlarda ağır bir günün ayak izi,
Kırık bir camın içinde gün ışığı kırılıyor.
Koyun sürüleri dönüyor birer birer ağıla,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!