Hep oradaydı…
Kapının gıcırtısında,
sobanın çıtırtısında,
yastığa sinmiş sessizlikte.
Söylemeden seven,
Neredeyse umut, yarına bakarsın,
Belki evladır, son son sarılışın,
Ölüm matemdir başkasın,
Sen anlamazsın, döneceğim sanırsın.
Bir can kalır geride,
Aldık bir ördek yavrusu on beşe,
Köy yeridir bizim de bir hayvanımız olsun diye.
Hanım dedi: "yem almadan olmaz!"
Ancak, yavrudur mısır tanelerini yutamaz!
Yiyeyeceği küçücük taneli olmalı!
Ördeğin boğazını tıkamamalı!"
Davullar vurur dağlara düşer bir yankı,
Fındık dalında sallanır şarkı.
Horon tutar gençler coşkuyla,
Kemençe ağlar, sevdalı yankıyla.
Gelin alayı iner yokuşlardan,
Ben açmamış bir goncanın hayalindeyken,
O ne güzel bakıştı öyle!
Gözlerinden bir kelebek uçurdu beni maziye,
Zaman durmuş gibiydi bir anlığına,
Kalbim ürkek bir kuştu, sığınmış avucuna.
Öylece kalmışım,
Gecenin en son sessizliğinde duran nefes gibi,
Ne gitmişim senden,
Ne de tam kalabilmişim.
Öylece kalmışım,
Ben hayalperest bir aşığım,
Yine de yalanda da olsa gülseydin.
Ne yüzünü görmek ister gönlüm,
Ne de dokunmak isterim tenine.
Düşlerimin süsü olacaktın,
Her şeyin doğduğu,
ve her şeyin döne döne
kayıp olduğu yerdir:
Öz.
Ne yandığın vakittir o,
Sana dair ne varsa
bir zamanlar kutsaldı belki,
ama şimdi
birer hatıradan öteye geçemiyor.
Kalbimde değil artık izlerin,
çünkü kalbimi
Bazı akşamlar oluyor,
gün usulca çekiliyor eşyalardan.
Sandalyeler, perdeler, duvardaki gölgeler...
Hepsi yerli yerinde duruyor da,
eksik olanın ne olduğunu kimse söylemek istemiyor.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!