Akşam yine mor bir dumanla indi bahçeme.
Uzakta sulara eğilmiş mahzun söğütler gibi,
Ve göller kadar derinleşti içimde eski birisi,
bir sessizlik büyüdü göğün solgun aynasında,
Bilmem hangi kayıp mevsimden kaldı bu keder;
Gün, usulca kanatlarını kapattı,
ufukta solgun bir hüzün asılı kaldı.
Kırmızıya çalan gökyüzü,
yavaşça mor bir yaraya dönüştü.
Sokak lambaları titrek bir umut gibi yanıyor,
Hüznüm kaybolmadı…
bir akşamın solgun sularına indi belki,
ruhumda ince bir akis kaldı,
silik bir ışık gibi içime dağıldı.
Güller...
İçimde kıpırdayan bir sızı var,
Bir umut, doğar yavaşça… akşam yıldızı gibi.
Ama her defasında
Kaybolur düşler tarlasında,
Suskun bir gecenin içine gömülür sessizce.
Al benizli yarim,
seni özlemekle başlıyor her seher.
Gözlerimde
bir gül gibi açıyor yanağındaki gülüş.
Gece, omuzlarından düşen siyah bir örtü gibi
"Nerdesin Anne?"
Ya umutlarım ne olacak şimdi,
bir avuç soluk hatırada savrulurken çocukluğum?
Son bakışın mıydı o,
gözlerindeki titrek kıpırdayış?
Ömür, Allah'ın kaleminden düşen bir satırdır;
biz yalnızca harflerini taşırız,
anlamını ise sevdiklerimizin gönlünde buluruz.
Her doğum, yeni bir sayfanın açılışıdır,
her ölüm, kitabın son noktasına yaklaşmaktır.
Anadolu’da kış gibi soğuk ellerim,
İçimde kar tutmuş suskunluklarım var.
Bir çağın yükünü taşır omuzlarım,
Geceyle örtünmüş yorgunluklarım var.
Garip bir yolcu gibi geçerken
Sabahın köründeyim,
Geceyi biri yağmur yıkamış,
Şubat soğuğunun ayazındayım,
Evine meyhane kokusu götüren adamın bakışı ürkütüyor beni.
Darmadağınık zihnim çöp dolmuş,
Kimsesizliğe yürüdüğüm yollar ıslanmış.
Konuşmak istedim,
ama her harf
boğazımda bir düğüm gibi asılı kaldı.
Kime anlatsam
ya acele etti
ya da hiç kalmadı...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!