Töz...
başlangıç değil,
başlangıcı mümkün kılan
ilk sırdır.
Ne zamanla doğar,
ne mekânda yer tutar;
Ben senin
gölgenin bile ardına saklanıyorum,
ışığında yanmaktan korkuyorum belki de.
Şimdi,
bir rüyanın içinde yaşıyorum seni
Bir zamanlar
bir çift göz yeterdi
geceyi aydınlatmaya.
Şimdi karanlık
ışığın bile yüz çevirdiği
bir yorgunlukta.
"Üç elma" dedi,
"Bu üç elma..."
Acaba olur mu elmayla gönül alma?
İkisini kopardı dalından,
Koydu usulca yanı başına.
çocuk da olsak
umudumuz nedensiz değildi
daha çok çiçek açmak gibiydi
güneşe yaslanan döngel ağacında
S.GÖL
Bekledim…
gece boyu açık bıraktım kapımı,
rüzgârı bile içeri aldım
belki bir umut uğrardı diye.
Ama gelen hep aynıydı:
Bir zamanlar vardın,
şimdi kimseye anlatamıyorum seni.
Adını söylediğimde
karşıma çıkmıyor yüzün bile hayalimde.
Bir rüyaydın belki,
Uyandığımda sen dönmüş olsan,
kırlangıçlar küskün göğe sarılsa,
kirlenmiş dünyayı kanat sesleriyle yıkamış olsa.
Bir aşk şarkısı söylese ceviz ağacındaki kuş,
ama sesi yüreğimdeki, eski bir yangının küllerinden ateş olsa.
Gece boyunca sendin yanımda,
sesin rüzgârla iç içe süzülüyordu,
gözlerin, yıldızların yerine geçmişti gökyüzünde.
Dudaklarında yarım kalmış bir şarkı
ben, o şarkıyı içimden usulca ezberliyordum.
“Dedim, kalbim taş gibi olmuş,
Merhameti nasıl öğreneyim?”
“Taş bile suyla yıkanırsa yumuşar,
Sen de gözyaşınla yıka kalbini,” dediler.
“Dedim, yol çok karanlık.”




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!