Ordu' da doğdum.
Taşların arasından bir ışık sızıyor;
toz kalkıyor üstüme çırpındıkça.
Kırık parmak uçlarım,
ateşin külde bıraktığı sıcaklığı hâlâ içinde taşıyor.
Her feryat, içimdeki kaybolmuş şehre düşen bir yara;
Ve akşam, ince bir tül gibi indi ruhuma,
sükûtun mor gölgesinde eridi sesim.
Gözlerin bir hayal gibi süzüldü uzaktan,
hep biraz uzakta, hep biraz eksik kaldın.
Gece aynaya eğildi,
yüzümde unutulmuş bir keder aradı.
Camın çatlağında asılı duran gölgem,
sanki benden önce dağıldı.
Bir kandil yanıyordu içimin kuytusunda,
hatırlamıyorum seni artık eskisi gibi,
ama unutamıyorum da;
adı konmamış bir eksikliksin içimde,
sanki bir şey yarım kalmış
ama ne olduğunu bilmiyorum.
Geceye bakan bir pencereydim
camımda önce bir çatlak belirdi,
ardından içime düşen hayaller
birer birer sessizce sızdı karanlığa.
Her kırık,
Sevdiklerime inanmak istedim,
gözlerim kapalı, yüreğim saf.
Kırdılar bazen, unuttular beni,
ama yine de tutundum hayale.
İhanet soğuk bir rüzgâr gibi,
Kırık kanatlarımı topluyorum,
Her yara, bir öğreniş, bir ders,
Göğe uzanmak için değil,
Daha sağlam durmak için...
Rüzgâr sert, yol uzun,
Kanatları kırık, yorgun bir güvercin
bir sabah düştü kapıma,
gözlerinde saklı bir korku,
nefesinde incecik bir hıçkırık vardı.
Avuçlarımda titredi sessizce,
Bir şey kırıldı,
ama sesini duymadım.
Belki bir camdı,
belki içimde yıllardır
yerini koruyan bir şey.
Kırık pencerelerden baktım hayata,
camın kenarında asılı kaldı düşlerim.
Her rüzgârda savrulan toz gibi
hep bir yanım eksildi zamanın içinde.
Yenilgiler dokundu yüzüme,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!