Ordu' da doğdum.
Sen gidince
Güneş başka yerden doğmadı
Ama içimde, yıllardır yanlış odada oturan
bir sessizlik usulca ayağa kalktı.
Ben,
Hiç beklemediğim bir anda gözün değdi içimdeki sessizliğe.
Sanki yıllardır kapalı duran eski bir ev, ilk defa penceresini açtı gökyüzüne.
Sana benzemiyordu sevdiğim yalnızca.
Sende, kendime dönmeyi özleyen bir yanımı buluyordum.
İnsan bazen bir başkasına değil,
Ama şimdi biliyorum:
Birini sevmek
onu ömrünün sonuna kadar
içinde taşımak demek değil.
Bazen sevgi,
Kendime kaldım sonunda,
ne eksik ne fazla.
Bir ben var şimdi
bir de suskunluğum
ama en çok
kendi sesime alıştım artık.
Merhaba, ben.
Hatırlıyor musun beni?
En çok sustuğunda
içinden geçen sesimdim.
Aynaya bakmaya cesaretin kalmadığında
Konuşmadım bugün,
hiç kimseyle.
Sadece içimdeki
o susmayan benle.
Ne acıyı sordum,
Kendimi
bir ölü yıkar gibi yıkadım
her azamda
bir günah sustu
nefsin kokusu sinmişti tenime
Bir gün,
hiçbir şey konuşmadım.
Dünya sustu.
Ve ben,
ilk defa içimdeki yankıyı duydum.
Bir yola çıktım,
adı yok, haritası yok
yalnızca içimde bir çağrı
ve sessiz bir yön duygusu.
Yolculuk değil bu
Şimdi, aynaya bakıyorum.
Bu yüz benim, değil mi?
Ama biraz yabancı, biraz tanıdık...
Kim olduğunu bilmiyorum bazen,
ya da bilmiyormuş gibi yapıyorum.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!