Bugün bir şey yap,
“Yarın, belki” deme.
Islak bir öpücük kondur dudağıma,
Yanık bir bakışla süz gözlerimi.
Katıksız bir bardak çay koy —
Buharı saçların gibi tel tel,
Buluşmuşum kendimle bir akşamüstü,
Güneş inerken gölgemin yanına oturmuşum.
Ne sen varmışsın içimde artık,
Ne de seni arayan o telaşlı yanım.
Buluşmuşum
Deniz büyüyor, dağ büyüyor.
Dalgalar, afram tafram,
Başım dumanlı, efkârım büyüyor.
Sana baktıkça zaman duruyor,
Kuşlar konuyor yorgun omzuma,
Ah be çam ağacı, yaslanırdın evimin duvarına,
Penceremi açtığımda hemen sokulurdun odama.
Kışıma umut olurdun,
Yazıma ferahlık doldururdun.
Senin gibi ben de severdim sessizliği,
Zaman hep aynı camdan baktı bana,
ne eksik ne fazla.
Ben değiştikçe
yüzümdeki gölgeler çoğaldı,
ama cam
aynı sessizliği taşıdı omuzlarında.
Bu pencere, bu akşam
bütün duvarlardan daha ağır geliyor bana.
Sanki kendime bir yabancı gibi bakıyorum.
Duruşumda bile
bir hayal kırıklığı var.
Hatıralar, ellerimde
keskin kenarlarıyla çoğalıyor.
Bir bakışın,
kırılmış bir aynanın parçası gibi
bir yanımı kesiyor.
Her düşüşümden sonra çimde bir merdiven açılıyor,
camdan dökülmüş bir sabrın ince çizgileriyle,
her basamakta yüreğimin titrek yankısı duyuluyor.
Adımlarım hafif,
sanki kırılacak en ufak nefeste,
Kör oldum sanma!
Bakıp karanlığa.
Cehalete karşı,
Bir tohum da sen at!
Hayal et, bir gül bahçesini!
Sevgi ile açan goncalar vardır.
İlk ben düşüyorum kendime,
bir suskunluğun içine atılan taş gibi.
Kırılıyorum,
ama sesim yankılanmıyor hiçbir dağda.
İçimde donmuş bir mevsim var




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!