Adını andığımda
göğe bakarım
çünkü artık seni
yalnızca içimden çağırabiliyorum.
Ne sesim yetişir sana,
Bir düş sokağı mıydı taş duvarları?
Uzun yaz günlerinin
alaca karanlığında döndüğüm ev...
Gölgesi üzerime düşer duvarların,
bir çocukluk özlemi sinmiş taşlara.
duvar yerinde duruyor
yuva hâlâ orada
tozu alınmamış bir hatıra gibi
zamana direniyor
göğe her baktığımda
Bazen gecenin en sessiz vaktinde,
sen rüyalara usulca yürürken
saçlarına bir rüzgâr,
yüzüne görünmez bir dokunuş oluyorum.
Kaybettiklerimiz için gözyaşı dökme.
Bir gün gelecek,
kararmış gökyüzü yeniden mavileşecek.
Çocuklar korkusuzca koşacak sokaklara,
ellerinde taş değil,
oyuncaklar olacak.
Sesin yokluğunda bir hüzün var,
kırık bir aynada kırılmış ışık gibi,
dokunamadığım,
ama varlığını derinden hissettiğim.
Gözlerin uzaklarda,
Bazı sabahlar oluyor,
gece çekilip gitmiş gibi görünse de odanın içinde kalıyor biraz.
Yarım kalmış bir kitabın arasında,
çayın buharından geriye kalan boşlukta.
ya da takılıp kaldığın bir noktada.
Bir ışıktır öğretmen,
gecenin koynuna doğan sabırdan bir yıldız.
Her sözüyle gönül eker toprağa,
her susuşuyla ders verir zamana.
Kırık kalpleri onarır,
Bir ıslık çalsan diyorum,
Varsın "şeytan işi" desinler.
Çobanlık yaptığım günlerden
Öğrendiğim bir alışkanlık.
Hangi hava olursa olsun
Kimdi o şiir ruhlu kişi acaba?
Hiç tanımazdım.
Ben yazardım,
o okurdu.
Bazen de,
beni cesaretlendiren




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!