Sakın "geç kaldım" deme,
Zaman, dans etmeyi bilen için esnektir.
Bir notadır her an,
Yeter ki kulak ver içindeki ezgiye.
Dün öğrendiğin seni bugüne taşımaz,
Beden susar,
her nabız bir kapıyı kapatır,
her nefes, dünyadan kopan bir parça taşır.
Ruh,
daracık kabirden yükselir,
Ben,
yerleşememiş bir his gibi
hep arada kaldım.
Bir adım ileri gitsem,
geçmişim tutar kolumdan,
bir adım geri gitsem
Bir rüzgâr geçti içimden,
Adını koyamadım uzun zaman.
Ne tam gidişti bende bıraktığı,
Ne de kalmaya benzeyen bir an.
Savurdu avludaki yaprakları,
Ufuk ağır ağır karardı,
dağların doruğunda eski çağların uğultusu yükseldi.
Rüzgâr, göğün görünmez atına binmiş,
kıtalardan kıtalara uzanan bir yolculuğa çıktı.
İlk esinti değdi toprağa,
Rüzgâr, eski bir şarkı taşır şimdi,
Kır çiçeklerinin suskun dilinde.
Bir iç çekiş gibi döner göğsümde,
Savrulur yüreğim dalgın bir yelde.
Yamaçlarda unutulmuş bir iz var,
Her yer barut kokusu,
Göğü, gri bulutlar tutmuş.
Kuşların kanatları bomba dolu,
Senin oyuncağın bir sapan sadece;
El, kurşun geçirmez yelekler giymiş.
Gece, ince ince çözülüyor perdelerden,
gökyüzü solgun bir mürekkep rengine bürünmüş.
Sokak lambaları hâlâ yanıyor,
ama ışıkları yorgun, tıpkı benim gibi.
Birazdan kuşlar uyanacak,
Geceyi susturdum
çünkü senin sesinle konuşmak istedim.
Ay ışığına anlattım seni usulca,
uykuyla uyanıklık arasına gizlenmiş hayallerde.
Sensizliğin kırılgan yerindeyim yine.
Ey doğacak olan yeni gün,
Gecenin karasına merhem ol önce.
Yaralı düşlerin sığınağısın sen,
Suskun yüreklerde yankılanan son dua…
Bir ışık ol,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!