Hayat zordur, çocuğum,
Bazı gidişlerin dönüşü olmaz.
Umutla bakarsın uzaklara...
Kızıl bulutların uykusuz şafağında,
Yorgun kuşlar gelir, geçer,
Kanatlarında gözyaşı taşır.
Kimse bilmez
bir cemre de insanın içine düşer.
Ne göğe, ne toprağa,
ne de suya…
Sadece kalbine.
Adını koyamazsın,
Gönlümde yanık bir nağmeydin,
Sevdan içimi ısıtan bir güneşti.
Şimdi yollarımda kar var,
Kışa kaldım dost bildiğim.
Bir zaman gülüşünle ısınırdım,
Allah’ım,
bir çocuğun gülüşünü
bu kadar çok özleyecek kadar
kirlenmişse dünya,
temizle içimizi.
Her söz bir niyet,
Her niyet bir yol olur bazen.
Sessizce açılır göğe eller,
Görünmez ama hissedilir derinden.
Ne süs gerek duaya,
İçimde ağlayan bir nehir var,
bir damla rahmetin yok!
Yağarsın diye bekledim durdum.
Vefasızlığından dün kuşlar sustu,
şimdi ben susarım.
Gün kırılırken yorgun ufukta,
gölgeler sessizce süzülüyor üzerimden.
Bir zamanlar ışığa uzanan ellerim,
şimdi rüzgârda savrulan yaprak gibi kırılgan.
Sessizlik sarıyor adımlarımı,
Koşmadım artık,
bir adım bile atmadım.
Çünkü
yol yürünmek istemedi
beni seyre daldı.
Sen yokken pencereme ay doğar,
Işığını gülüşün sanırım.
Dokunmak isterim o gülüşe,
Ama sen hep uzaklardasın.
Oysa mesafeler, bir düş kadar yakın.
ben
dallarda doğdum
ve rüzgârın bana ne zaman dokunacağını
hiç bilmedim
bana hep “vakit tamam” dediler
ama zamanın tamamlandığı nerede yazıyor?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!