Hüzünlerin yüreğimde…
Nerede seni ilk gördüğüm,
o perdesiz pencere?
Suları mı kesildi
omuzlarında güğüm taşıdığın çeşmenin?
Neredesin?
Seni bekler dururum...
Bir his deler yüreğimi.
Kimin ağıtı parçalamış içimi?
Kimin gözyaşı ıslatmış ellerimi?
Bu gece gökyüzüne bak, sevdiğim.
Belki de aynı ayın altında
birbirimize yetişemeyen zamanı seyrediyoruz.
Ay, gecenin omzunda
sessiz bir hüzün gibi duracak.
Bayram Sabahı
Ovuşturarak gözlerini, ışığa doğru yürüdü.
Kapının boğuk sesi duyuldu hafiften.
Bayram namazı kılmak için,
Hızlı hızlı yürüyen son adamdı, yolun sonunda görünen.
Bugün bir şey yap,
“Yarın, belki” deme.
Islak bir öpücük kondur dudağıma,
Yanık bir bakışla süz gözlerimi.
Katıksız bir bardak çay koy —
Buharı saçların gibi tel tel,
Buluşmuşum kendimle bir akşamüstü,
Güneş inerken gölgemin yanına oturmuşum.
Ne sen varmışsın içimde artık,
Ne de seni arayan o telaşlı yanım.
Buluşmuşum
Bir gün olur da yorulursan çocuğum,
Göğe bak.
Çünkü bulutlar hiçbir zaman
Aynı şekilde kalmaz.
En koyu gri bile
çocukluğumun ceplerinde
küçük taşlar değil,
yağmuru gecikmiş bulutlar vardı.
hangi sokağa çıksam
omzuma ağır bir gökyüzü otururdu.
Deniz büyüyor, dağ büyüyor.
Dalgalar, afram tafram,
Başım dumanlı, efkârım büyüyor.
Sana baktıkça zaman duruyor,
Kuşlar konuyor yorgun omzuma,
Ah be çam ağacı, yaslanırdın evimin duvarına,
Penceremi açtığımda hemen sokulurdun odama.
Kışıma umut olurdun,
Yazıma ferahlık doldururdun.
Senin gibi ben de severdim sessizliği,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!