Bulut Taşıyan Çocuk Şiiri - Seyrani Göl

Seyrani Göl
1046

ŞİİR


4

TAKİPÇİ

Bulut Taşıyan Çocuk

çocukluğumun ceplerinde
küçük taşlar değil,
yağmuru gecikmiş bulutlar vardı.
hangi sokağa çıksam
omzuma ağır bir gökyüzü otururdu.

annem, yüzüme uzun uzun bakardı bazen;
bir çocuk nasıl bu kadar sessiz büyür
anlamaya çalışır gibi.
oysa ben
konuşursam içimde bir yer çökecek sanırdım.

bir gün okul dönüşü
kırık bir kaldırım taşına oturup
göğe bakmıştım uzun uzun.
o gün anladım;
bulut dediğin şey
bazen ağlayamayan insanların evidir.

babamın ayakkabılarında
eve geç kalmış akşamların çamuru olurdu.
ben kapının sesinden
o gün yorgun mu geldiğini anlardım.

kimse fark etmedi ama
ben büyürken içimde sürekli yağmur birikti.
bazı geceler
yastığımı pencereye yaklaştırıp
gök gürültüsünü kardeşim gibi dinledim.

bazı sabahlar
aynaya bakmadan çıkardım evden;
çünkü insan
kendi yüzünde biriken hüznü görünce
biraz daha kederleniyor.

sınıfta herkes geleceğini anlatırdı;
doktor olacak çocuklar,
öğretmen olacaklar,
şehirlere gidecek hayaller…
ben yalnızca
bir gün içimin hafiflemesini isterdim.

bir serçenin cam kenarına konmasını
saatlerce izlediğimi bilirim.
çünkü kuşlar gidiyordu,
ben kalıyordum.
ve kalmak bazen
gitmekten daha çok yoruyordu insanı.

akşam olunca
evlerin ışıkları birer birer yanardı;
bizim evdeyse
önce sessizlik otururdu sofraya.
annem çorbayı karıştırır,
babam uzaklara bakardı.
ben o zaman anladım;
bazı aileler sevgiyi konuşmadan yaşadığını.

içimde hep geç kalan bir tren sesi vardı.
hangi mutluluğa yaklaşsam
bir istasyon kadar uzak kalıyordum.
bu yüzden belki
kimseye tam sarılamadım.

kış geldi mi
evimizin camları erken buğulanırdı.
dışarıda kar yağarken
içimde başka bir mevsim ağlardı.
annem sobaya odun atardı sessizce,
ben ateşe bakıp
yanmanın da susmak olduğunu anlardım.

annem bir kere olsun
“iyi misin?” diye sormadı belki;
ama montumu kapıya asarken
ceplerimi yoklayışından sevgisini anlardım.

bazı insanlar
sarılmayı değil,
susmayı miras alıyor ailesinden.
bizim evde
kimse birbirine “yoruldum” demezdi;
ama herkesin omzunda
kendi sessizliği vardı.

şimdi düşünüyorum da
çocukluğum biraz
yağmur kokan eski bir deftere benziyor.
sayfaları nem çekmiş,
köşeleri kıvrılmış,
ama içinde hâlâ
yarım kalmış bir gökyüzü duruyor.

ve ben hâlâ
bulutlu havaları kendime yakın buluyorum.
güneş açınca
içimde bir eksiklik başlıyor.
çünkü bazı insanlar
üzülmeye o kadar alışıyor ki
mutluluk bile yabancı geliyor.

şimdi dönüp o çocuğa bakıyorum bazen;
elleri üşümüş,
cepleri hüzün dolu,
gözlerinde erken bastırılmış bir sonbahar.
ve anlıyorum:
her çocuk oyuncak taşımaz hayatında.
bazısı
ömrü boyunca içinde
dağılmayan bulutlar taşır.
S.GÖL

Seyrani Göl
Kayıt Tarihi : 11.05.2026 06:19:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!