Damla damla düşüyor göğe saklanmış sır,
camların ardından dinliyorum kalbimin sesini.
Her vuruş, içime çöken bir hatırayı uyandırıyor;
yağmurda çoğalıyor yalnızlığım.
Toprak derin bir nefes alıyor,
Ey gülüşleri yedi dağın çiçeği!
Sevmek ne ki?
Bilmem her şeyi söylemek mi gerek,
Seni görünce bir hoş olur araftaki yürek.
Ey gülünce gamzeleri gül açan!
Bir ezan okunur derinden,
Alır götürür beni göğün bin bir semasına,
Ruhum teslim olur, yavaş yavaş,
Duanın her bir derin nidasında.
Ve durulur, içimdeki acizlik,
Asi başım varmasa da rükûna,
Bir çağrıyla çözüldü suskunluğum.
Yalın ayak yürüdüm ömrün ateşinde;
Merhametini bir ezan sesinde buldum.
Yalın ayakların yanmaz mı sıcakta?
Çiçekler eylülde de açar,
Aldanma her güzelin gülüşüne.
Kimin koynu sıcak, nereden bileceksin?
Dost sandıklarımdan kim kaldı geride?
Kulaklarımda yankılanır bir çığlık,
Her sabah mahalleden geçer,
Herkesin dikkatini çeker...
Elinde yük ipi,
Çalışmaktan bir garip olmuş tipi.
Selam vermez, tebessüm etmez...
Acaba neden kimseye söylemez!
Gazze’de çocukların,
umutları sessizce tükeniyor,
açlığın derin denizinde kayboluyor nefesleri,
ömürleri bir mum alevi gibi yavaş yavaş sönüyor.
Dertlerine derman olacak bir ilaç yok,
Bir sabah huzur olmuyor burada,
Güneş doğmayı unutmuş sanki.
Gecenin bağrında patlayan feryatlar,
Sarmalıyor minareyi, sarmalıyor yürekleri.
İçinde anne, içinde çocuk,
annem, “her şey vaktinde olur” derdi
ben, vakti gelen şeylerin
neden hep geç kaldığını düşünürdüm.
bir kuş geçti içimden bugün
kanadında biraz mayıs biraz kasım,
Gece, içime çökmüş eski bir ayrılıktı;
duvarlara sinmiş bir ayrılık kokusu vardı.
Yıldızlar bile bakmıyordu göğe,
hüzün, sessizce kalbime oturdu.
Nefesim dar bir koridor gibi uzadı karanlığa,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!