İnsan niye tutar
sevdiğine sımsıkı?
Kırgınlıksa bile elinde,
gözünü kapatır gerçeğe.
Vefasızlık sokar içeri,
Yolumu
nice sözlerle kapattılar,
sahte gülüşlerin ardına
sakladıkları hançerlerleri içime sapladılar.
Ben sustum
Konuşamadığım gecelerin içinden çekip çıkar.
Bir ses ver,
yorgun aynalara benzeyen yüzüm yeniden
insan olduğumu hatırlasın.
Götür beni,
Yorgun dizlerimle yürüdüm dikenli yolları,
taşların üstünde kanadı ayaklarım.
Ama içimde bir ses hep hatırlattı:
“Göğe bak, orada unuttuğun umudun var.”
Bulutlara astım düşlerimi,
Bir anda seni gördüm.
Duraksadım.
Kalbim bir eski sokağa döndü.
O yüz...
gözlerinin kıyısında hâlâ çocukluğum vardı.
Ne zaman gözlerine baksam
ezberimdeki bütün dizeler
utangaç bir çocuk gibi
başını öne eğerdi.
Söyleyecek çok şeyim vardı,
Gece, omzuma ince bir hüzün bıraktı.
Ay, eski bir mektup gibi
katlanıp kaldı göğün koynunda.
Ben yine
gözlerinin bıraktığı yerdeydim.
Gözlerinin rengini sordum bir gün,
“Sevgi,” dedin, döküldü dudaklarından bir sır.
Mavi olurum sana açıldığımda,
göğsümde kabaran denizler kadar.
Bahar dallarında gizlenen umut gibi,
Ay siyah ipeklere sarınmış
sessiz bir gelin gibi
göğün eşiğinde bekliyordu.
Yaseminler açmıştı.
Kokuları,
Sanmayın soğuk bir Gücük'üm,
Toprak altında beklemekten ben de sıkıldım.
Diş biliyorum filizlenmeye,
Yeter bu gaflet uykum!
Yakında açarım kollarımı fersah fersah.
"Haydin çocuklar dışarı!" derim.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!