Bir gün,
hiçbir şey konuşmadım.
Dünya sustu.
Ve ben,
ilk defa içimdeki yankıyı duydum.
Bir yola çıktım,
adı yok, haritası yok
yalnızca içimde bir çağrı
ve sessiz bir yön duygusu.
Yolculuk değil bu
Şimdi, aynaya bakıyorum.
Bu yüz benim, değil mi?
Ama biraz yabancı, biraz tanıdık...
Kim olduğunu bilmiyorum bazen,
ya da bilmiyormuş gibi yapıyorum.
Sesini unuttum
ama yankısı hâlâ dolanıyor içimde.
Bir zamanlar orada sen vardın,
şimdi yalnızca ben ve sessizliğim.
Sormuyorum artık "neden?" diye,
Kalabalıklar çok seslidir,
Ama her ses sana ait değildir.
Kulağını kıs, kalbini aç,
En hakiki müzik içinden gelir.
Ritmine uymadığın bir şarkı,
İncinmenin en acı yanı,
Zamanını, yüreğini, hatta umutlarını
Sana ihanet eden birine harcamaktır…
Oysa kelimelerle sarılmaz her yara,
Bazı susuşlar daha derin kanar.
Bir gün,
kimsenin tutmadığı ellerini
kendin tuttun…
ve ilk kez,
düşmeden yürümeyi denedin.
Bir ömrü
kelimelerle kurmaya çalıştım,
ama meğer
en doğru cümle
hiç söylenmeyenmiş.
Bir su var,
ilk yaratılışın berrak hatırasından süzülen;
ne zaman bir damlası dokunsa kalbe,
zamanın bütün yaraları
ışığın sonsuzluğunda kayboluyor.
Kibir en büyük hastalık,
Dönde bir aynaya bak!
Kendini bir insandan fazlası sanma!
Sende herkes gibi et ve kemiktensin,
Aynada görüyorsun bunu da,
Neden bu havan?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!