Gözlerimde bir yorgunluk,
Dudaklarımda unutulmuş bir isim,
Sessizliğin içinde kaybolmuş gibi,
Zamana bıraktığım bir anı var.
Her nefes, eski bir hikaye gibi,
Adımı suya fısıldadım,
dalga yutmadı,
geri verdi
tuz gibi, yakarak.
Gecenin en derin yerine
Gece indi,
bir yük gibi omuzlara,
siyaha bulanmış zamanın
kırık aynasında sızdı sessizliğe
Her şey sustu.
Sustum.
Çünkü artık
sözün taşıyamadığı bir hâldeyim.
Aşk,
kelimelere sığmayan bir nehir gibi
taştı içimden.
karanlığın en dibinde
ışıktan önce bir titreme olur
duymazsın sesi
ama varlığı dokunur içine
gözünü kapadığında bile
daha net görürsün onu
her şey sustu
ben bile
içimde yankılanan
o tanıdık ses bile
çekildi kendine.
her veda,
sessiz bir nehir gibi akıyor içimde;
dökülen yapraklar misali
sallanıyor ruhumun yıkık kıyılarında.
gözlerim kapanıyor
Konuşamıyoruz;
sadece bakışlarımız çarpışıyor
ve kelimeler,
zihnimizin anlamadığı bir kalabalıkta kayboluyor.
Odalar dar,
Vefalıymışsın sevdalı yârim,
Döndün, dolaştın yine bana geldin.
Hatırlamıyorum kaç mevsim geçti,
Çıkarıp beyaz gelinliğini işe koyulmuştun.
Ceviz ağacında kuşlar şarkılarıyla seni müjdeliyor,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!