Ey Kalbim…
Ben kimi seviyorum?
Bir yüz mü bu böyle içime işleyen?
Bir söz mü beni saran,
yoksa bir öz mü?
Ne kaldıysa “ben”den arta,
hepsi döküldü bir bir.
Ne gurur, ne niyet,
ne de sahipleniş…
Hepsi, suskunluğun eşiğinde eridi.
Bugün 10 Kasım, Atam mı ölmüş?
Çanakkale’den On Dokuz Mayıs’a
Sanki ince bir sis çökmüş
Acı acı bir siren çalar.
İzmir’den Kars’a yayılır sesi,
Hep oradaydı…
Kapının gıcırtısında,
sobanın çıtırtısında,
yastığa sinmiş sessizlikte.
Söylemeden seven,
Neredeyse umut, yarına bakarsın,
Belki evladır, son son sarılışın,
Ölüm matemdir başkasın,
Sen anlamazsın, döneceğim sanırsın.
Bir can kalır geride,
Aldık bir ördek yavrusu on beşe,
Köy yeridir bizim de bir hayvanımız olsun diye.
Hanım dedi: "yem almadan olmaz!"
Ancak, yavrudur mısır tanelerini yutamaz!
Yiyeyeceği küçücük taneli olmalı!
Ördeğin boğazını tıkamamalı!"
Davullar vurur dağlara düşer bir yankı,
Fındık dalında sallanır şarkı.
Horon tutar gençler coşkuyla,
Kemençe ağlar, sevdalı yankıyla.
Gelin alayı iner yokuşlardan,
Ben açmamış bir goncanın hayalindeyken,
O ne güzel bakıştı öyle!
Gözlerinden bir kelebek uçurdu beni maziye,
Zaman durmuş gibiydi bir anlığına,
Kalbim ürkek bir kuştu, sığınmış avucuna.
Öylece kalmışım,
Gecenin en son sessizliğinde duran nefes gibi,
Ne gitmişim senden,
Ne de tam kalabilmişim.
Öylece kalmışım,
Ben hayalperest bir aşığım,
Ne yüzünü görmek ister gönlüm,
Ne de dokunmak isterim tenine.
Yine de yalandan da olsa gülseydin,
Düşlerimin süsü olacaktın.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!