Ateşle yoğrulmayan,
karanlığında kalır kendi nefsinin.
Çünkü yanmak
yana yana yok olmaktır
var olmanın sırrına erebilmek için.
Ey içimde hüküm kuran ses,
Bunca yükü kim verdi omzuma?
Günah mıydı susmak,
Yoksa susarken büyüyen öfke miydi içimde?
Eğer arınmak buysa,
Kapıyı aradım uzun zaman,
oysa kapı yokmuş.
Eşik sandığım yer
içimdeymiş.
Girmek için eğilmedim bu kez,
çünkü içerisi
Bir rüzgâr eser,
ne dağları deler,
ne denizleri ayırır;
yalnızca kalbimizin kapılarını aralar.
O rüzgâr,
Bakışlarının rengini sevdiğim,
gözlerin ister mavi olsun ister ela;
bir bakışın değsin yeter içime,
gerisi dünyanın boş telaşıyla dolu rüya.
Tenin beyazmış, buğdaymış, gece kadar kara,
Hayalimdeki dünya,
Senin çizdiğin resme benzemiyor.
Kaldır şu grileri,
Resmini tekrar yeşile boya.
Gürbüz bir çocuk çiz!
Ne zaman ki dünya ağırlaşır,
Gökyüzü susar, kalbin daralır…
İşte o an unutma ritmini,
Çünkü müzik en çok sessizlikte saklıdır.
Hayat düz yolda yürümez hep,
Bazı şeyler
bakarken değil,
gözlerini kapattığında görünür.
hiç söylenmemiş bir teşekkür,
yarım bırakılmış bir sarılış,
Kuşların ötüşünde selamın vardı,
Bir sessizlik çöktü ruhumun derinliğine.
Yankılandı hislerin içimden,
Kalbim bir ezgiyi duyar gibiydi yeniden.
Gözlerin kadar serin bir sabah düştü içime,
Sakın "geç kaldım" deme,
Zaman, dans etmeyi bilen için esnektir.
Bir notadır her an,
Yeter ki kulak ver içindeki ezgiye.
Dün öğrendiğin seni bugüne taşımaz,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!