Bu sabah
aynı rüyadan uyanır gibi
çocukluğum kapıyı araladı içimde.
Tozlu bir avluya döküldü güneş,
merdivenlerde unutulmuş sesler
yeniden ayağa kalktı.
bir şey oluyor ama anlamıyorum
olmak bile fazla geliyor artık
sanki varlık dediğim şey
yavaş yavaş geri çekiliyor içimden
kendime sesleniyorum bazen
Her dal
göğe doğru uzanmazmış meğer,
bazısı kendi içine eğilirmiş.
Benim dalım
rüzgârı suçlamadı hiç;
Gökyüzü koyu, sessiz bir örtü,
Uzaklarda bir umut saklı,
Ve ben büyülü bir müziğin notası gibi,
Dinlerim düşen damlaların sesini.
Her damla ince bir hıçkırık,
Enginlerin koynunda uyandı deniz,
binlerce yıldır taşıdığı sırları
kumlara fısıldadı.
Dalgalar,
gökyüzünün maviliğinde
sonsuz bir ezgi gibi kıyıya vurdu.
Her yara,
bir ders gibi kazındı içime.
Kimi sessizce sızladı,
kimi çığlıkla uyandırdı beni.
Güvendiğim ellerden
Artık söyleyecek sözüm yok.
Dilimin ucunda bekleyen
o solgun kelimeler
çoktan bir göç yoluna düşüp
gitti tenime değmeden.
yalnızlığı seven biri değilim aslında
yalnızlığa alışmış biriyim sadece
kasım çöker bazen içime
boş kaldırımlarda sürüklenirken
ıslanmış bir afiş gibi çözülürüm
Yorgun bedenimden düşen gölgeler,
uzaklaşıyor sessizce.
Her adımda biraz daha hafifliyorum,
kendi sesimi duyuyorum.
Yaralı kalbim,
Yağmur yağıyor dışarıda,
Bir adam yürüyor sokakta...
Bir kadın sesi beliriyor,
Çığlığı, kurşun gibi deliyor karanlığı.
Nedir feryadın?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!