Kullanılmamış cümleler gibi,
Bir köşeye bırakılmışız.
Kimsenin ağzına yakışmamış,
İçten içe yanan sözleriz.
Adımız anılmadan yaşadık,
Seni bizden aldılar ya!
Hüznün elleridir okşayan gölgeleri
Kiltliyorum dislerimi
ateşi harcanıyor
yaşam denen bu cehennemin
Diyelim ki; kabahatlisin,
Kırdın, üzdün, umursamadın beni.
İncinir miyim senden?
İncinirim elbette,
Ama içimdr sana inanan yanımı incitmem
Hem belli olmaz ki,
Gece, omzuma yaslanan kara bir kuş,
Kanadında köz taşır;
Adını bilir.
Şiirler arasında saklanan
Eski bir harf gibi kalbim;
Ali vardı, Ali.
Çocukluk arkadaşım, can yoldaşım.
Adını duymadan önce tanıdık bir sesti.
Çocukluğumun ilk hecesi gibi,
dilime değil, içime yerleşmişti.
Çocuğunu seviyorsun;
büyüdüğünde bana baksın diyorsun.
Karını seviyorsun;
çalışıp besliyorum, bana hizmet etsin diyorsun.
Masalların evi var mı anne?
Güneş gökyüzünde nasıl yürür?
Kuşlar, anne, kuşlar
Onlar dilsiz ağaçların yerine mi konuşur?
Ninileri kim yazar?
Nereden alır ezgilerini
Biliyorum, gelmeyeceksin.
Yine de
bir an önce görünürsün diye gözüme,
tüm pencereleri yola bakan
bir ev tuttum kendime.
And olsun ki! ..
Sen bizi nasıl o cennetinden kovduysan biz de senin cehennemini bu dünyadan kovacağız.
İnsan yorulur...
Hiçbir şeye değmez sandığı
o küçük acılar birikerek
bir ömrün ağırlığına dönüşür.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!