Biliyorum, gelmeyeceksin.
Yine de
bir an önce görünürsün diye gözüme,
tüm pencereleri yola bakan
bir ev tuttum kendime.
And olsun ki! ..
Sen bizi nasıl o cennetinden kovduysan biz de senin cehennemini bu dünyadan kovacağız.
İnsan yorulur...
Hiçbir şeye değmez sandığı
o küçük acılar birikerek
bir ömrün ağırlığına dönüşür.
Yollara vurursun kendini,
yabancı yüzlere, yabancı şehirlere karışırsın,
gecenin derin sessizliğinde
aynı sorularla karşılaşırsın:
“Beni geriye kim çağırıyor?”
Gözlerine her baktığımda,
kıyıdan annemin seslenişi düşer aklıma:
"Açılma oğlum, boğulursun!"
ah, şu bir ayağı çukurda yaşlılar,
nasıl da bilir,
arkalarında ağır bir hüzün bırakıp gideceklerini.
gider ayak, sevdiklerinin acılarını hafifletip,
o ağır hüznü dağıtmak için,
Kalan, acısıyla kalmıştır,
giden döner mi bilinmez.
Hüznünü zihnindeki boşlukta boğ,
her kaybı bir anıyla yad et.
İtaatsizliğin en güzel halidir umut,
Yaşlı zeytin ağaçlarımız vardı, kocaman gövdeli,
Asmalı dut ağaçlarıyla yan yana dizili.
Tanesini geç verir,
verdi mi en iyisini verirdi.
Dallarında annemizin elleri,
Onlar yürüyünce
yol, sahibini hatırladı
Her düşen,
zamanın kaburgasına saplanmış bir yaraydı;
her yara,
acılarımla onardım
o kayıp akşamı
karanlıkta
iki köz gibi duran gözlerinde




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!