Acı,
derimizin altına işleyen bir öğretmen.,
içimizdeki kırılgan taşı
çeliğe dönüştüren gizli bir ustadır.
Her kavgada biraz daha direnmeyi öğrendik,
Yaşamın eteklerine oturdum,
düş katarları geçti önümden.
Yaşayamadığı bir hayata el sallayan bir çocuk koştu raylar boyunca.
Neler varmış düş heybemde, neler...
Ne olmadık sözler söylemişim,
Hayatın,
düşüncenin rengine boyanır.
İçinde ne taşıyorsan,
yollarına o dökülür.
Tanrım!
Günahkar Havva'nın yanında olmayacaksa yerim.
Minnetini istemem senin olsun o cennetin.
Şikayetçiydi aşktan.
Onu hep öldürmek istedi.
Önce,
ceplerine doldurduğu şiirleri attı.
Sonra öyküleri yaktı.
Gün gelecek, kendine ırayıp
yavaş yavaş ölen neşelerin yasını tutacaksın.
Gün gelecek,
bir köşeye ilişip,
sararan çiçeklerle anılmak istemeyen arzuların
Kapını araladığında,
rüzgâr da girecek benimle.
Omuzlarımda dağların tuzu,
gözlerimde uzun bir bekleyişin külü...
Nerelerden geldiğimi sorma;
Sordu adam;
"Beni özledin mi?"
Evet, dedi kadın,
"Bak gelirsem, paspas yaptığın yerlerde
ayakkabımla dolaşırım."
Sen gel,
Unuttuğum bir şeyler var.
Ne olur hatırlatın dostlarım!
Kış, şömineler önünde anlatıldığı kadar güzel bir mevsim miydi?
Buz tutmuş bir pencerede donmuş
bir gülüş kalmış aklımda.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!