Hayatın,
düşüncenin rengine boyanır.
İçinde ne taşıyorsan,
yollarına o dökülür.
Tanrım!
Günahkar Havva'nın yanında olmayacaksa yerim.
Minnetini istemem senin olsun o cennetin.
Şikayetçiydi aşktan.
Onu hep öldürmek istedi.
Önce,
ceplerine doldurduğu şiirleri attı.
Sonra öyküleri yaktı.
Gün gelecek, kendine ırayıp
yavaş yavaş ölen neşelerin yasını tutacaksın.
Gün gelecek,
bir köşeye ilişip,
sararan çiçeklerle anılmak istemeyen arzuların
Sordu adam;
"Beni özledin mi?"
Evet, dedi kadın,
"Bak gelirsem, paspas yaptığın yerlerde
ayakkabımla dolaşırım."
Sen gel,
Unuttuğum bir şeyler var.
Ne olur hatırlatın dostlarım!
Kış, şömineler önünde anlatıldığı kadar güzel bir mevsim miydi?
Buz tutmuş bir pencerede donmuş
bir gülüş kalmış aklımda.
Aşk yoktu,
kuyruklu yıldızlar dölledi güzelliğini.
Ondandır,
her kaybolduğumda
çoban yıldızını arar gibi bakındığım sana.
Toprak yoktu,
Güvende değil bu şehir,
korku baskın;
geceler ıslak,
duvarlar tetikte.
Korku sisleri birikiyor çatılarda,
yürekleri korku kemiriyor içten içe.
Diyelim ki bir hatasın,
Ömrümde kederli bir gün,
Defterinde eğri bir çizgi,
Koca okyanusta hep bana ras gelen bir resif.
Diyelim ki; berbat bir şarkısın,
Öylesine yalnızım ki;
rastgele birilerini arayıp
“Eve geç geleceğim, meraklanma.” diyesim var.
Oysa ne beni bekleyen bir ışık var pencere aralığında
ne de gecikmemi dert edecek




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!