Değişerek yürüdüm bu yolları,
sınırına dayandı ömrüm.
Kaçtığım yok kasvetinden kavganın,
ölüm de kabulüm.
Demir paslanır,
ağaç çürür,
çocukluğumu vermediler,
çaldım.
gençliğimi
zulmün üstüne saldım.
geldim altmış üç yaşına...
Zayıf anlarım oldu benim incindiğim...
Dövüldüm, sığınacak kimsem yoktu.
Kovuldum, gidecek yerim...
Göçmen teknelerinin
mor kurdelesi yoktur,
ama kadın yüklüdür;
gider denizin görünmezinden.
Göçmen tekneleri beşik değildir,
Sevmişsin!
Bir yerlere varmışsın, adı sanı yok.
Canın yük olmuş sana.
Dalıp gitme efkara; bu mevsimde aşk sokulgan değil, hepsi bu.
Bu hüzün, bu sancı geçer.
Ömrümüz, acılarımız kadar uzun ve mutlu anlarımızdan ibarettir.
Herkes giderken bir dönen olmalı
“Ben de seninle kalıyorum” diyen.
Tüm kapılar kapandığında bir kapı açık kalmalı.
Bir kol uzanıp çekmeli içeri seni
“Yalnız değilsin, bak ben de buradayım” demeli.
Aynı hâllerinle herkesi mutlu edemezsin. Bütün resimleri aynı renklerle çizemezsin.
Şahsına münhasır hâllerin çocuğudur aşk; birine söylediğin sözü bir başkasının gözlerinde çoğaltamazsın.
Her sevdanın kendine ait bir dili, yalnız iki kişinin bildiği bir anlamı vardır.
Günışığı resmini çiziyor pencereme bu sabah.
Dışarda koşan çocukların senin kucağına koşar gibi bir halleri var.
Uyandın
gün uyandı dallarıma.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!