Senle olan vuslatım, bir gökten inmiş belâ imiş meğer,
Her lahza kalbime düşen, kaderin gizli hükmü imiş meğer.
Avuç içimde sandığım şey, ne mülk imiş ne de nişan,
Bir emanet-i ilâhî imiş, ben bilmezden taşıyan.
Unuttukça seni değil, kendimi kınarım içten içe,
Avucunda can çekişir
Yeni aşklar...
Sevdanın hangisini
Eve davet etsen
Yatıya kalıyorlar
Nasıl, seversin onu... diyorlar
Senle göz göze
Burun buruna, çarpıştık
Çarpışan arabalar misali
Bir ilkbaharın teneffüs saatlerinde
İkimizde moladaydık,
Ben çay içiyordum.
Filistin'de büyüyen çocuk
Elinden aldılar çocukluğunu
Gören göz kör...duyan kulaklar sağır
Gündüz gece bombalar altındasın
Büyümeyi unutan çocuk
Mescidi Aksa'nın onurlu çocuğu
Ey dilber-i nâzenîn, yüzünde bahâr-ı yâr gördüm,
Lâkin bahtımda yalnız gece, gönlümde âh-ı zâr gördüm.
Bir şeb ki düştün yad ele, geçti önümden sükût ile,
Ben ol demde kendi hâlimde bin türlü intizâr gördüm.
Gidin ey firkat ü hicrân, dil-i zârımdan uzak dayan,
Nâr-ı aşkım sînemde, ey yâr, gel sen de dayan.
Bir gönül yâr aşkına yandıysa bilmez gayrı yâr,
Ehl-i aşkın hâlini bilmez cihân, gel sen dayan.
Bir şehir uyandı içimde yeniden,
Taşların alnında eski bir secde izi.
Zaman, kırık bir aynadan sızıyordu
Ve her kırıkta bir peygamber sesi.
Gece, uzun bir hicret gibi yürüyordu
Güneş yine ağır ağır çekildi şehrin üzerinden,
bir akşam ezgisi kaldı eski kaldırımlarda.
Ben seni düşündüm yine,
paslı bir istasyon saatinin altında.
akşamdı
beyoğlu'nun yorgun ışıkları
ıslak kaldırımlara düşüyordu
tramvay geçti
Dün gece
Yine seni düşündüm
Bir sigara yaktım
Oturdum...
Yalnız aşkların ortasına
Seni söyledim




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!