Bir sonbahar daha geldi
Yine yalnızlık yine yalnızlık
Dalından kopsun yapraklar
Yine yoksun yine yoksun
Aşkımın yanında
Fransız kalıyor
Oysa hep başrolde....sen
Ölümsüz kahramanım
Simsiyah saçları zeytin gözleri
İle karşımda duran sen
Hiç kalbimde ölmeyen
Sendin aslında asıl olan
Suya benzettim seni
Ne kadar çok içsem, seni
Doymak nedir? Bilemedim
Susuz kalınca...
Seni suya benzetmek
Aç kalınca...
Bir beyaz güvercindir... aşkım
Elimin avucuna alsam...elimde kalacak
Bıraksam gökyüzüne uçacak, başkası kapacak
Kafese koysam özgürlüğünden olacak
Kalbimin içine alsam...
Yüreğimin ateşinden...kalbi duracak
Hasretin götürür, beni
Bilinmeyen uzaklara
Sahil kasabasında
Yahut...
halikarnas balıkçısı'nda
Bir sevda görsem
Kanadı kırık bir güvercin titrer avucumda
Göğün utancı çökmüş küçücük gözlerine
Dünya ağırdır — taş değil, kader gibi
Bir yağmur değil bu, bir iç çöküşü
Bir ilahi sızı, damla damla içime iner
Bugün bir Goncagül
Geçti önümden
Alev alev sarmıştı beni
Hiç yüreğim yanmaz
Bir aşk uğruna...
Uğramaz dediğim, vakit,
Sus, konuşma; sen mi seviyorsun
O mu? seni çokça sevdi
Kimi? kara gözlü bir esmeri
Güldürme, Allah aşkına
O çoktan terketti, maziyi
Yeni aşklara yelken açtı
Sen giderken şehir biraz eksiliyor Asuman,
bunu en çok akşamüstleri anlıyor insan.
Bir sandalye boş kalıyor mesela,
bir bardak çayın buharı yarım.
Sesini bırak diyemem artık,
Giderken hiç olmazsa sesini,
yüreğini bana bırak Asuman.
Bıraksan yanarım,
bırakmasan kanarım.
Bir çift yeşil gözün hüznüne




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!