Kanadı kırık bir güvercin titrer avucumda
Göğün utancı çökmüş küçücük gözlerine
Dünya ağırdır — taş değil, kader gibi
Bir yağmur değil bu, bir iç çöküşü
Bir ilahi sızı, damla damla içime iner
Parmaklık…
Demirden değil, zamandan bir çizgi
Her telinde ayrı bir susuş asılı
Görüş günü değil bu —
Bir kıyamet aralığı
Bir yüzleşme saati
Gardiyan konuşur: boşluk konuşur
Duvar konuşur: ben susarım
Sen uzaktasın
Ben bir duvarın iç yüzünde gömülü
İki yarım ömür
Bir kelimeye zincirlenmiş
Sevmek…
Kurşuna yürüyen bir göğsün adı
Bir namlunun ucunda titreşen ezeli dua
Sorarım kendi içime:
Hangi aşk kurtulur acıdan?
Hangi kalp yanmadan arınır?
İçimde büyüyen sensin
Bir ateş ki sığmaz zamana
Bir yangın ki duvarı bile utandırır
Gözlerin…
İki yıldız değil yalnızca
Bir gecenin alnına çakılmış iki hüküm
Ben onlara asılı bir hükümlü
Ne gel diyebilirim
Ne git diyebilirim
Sadece beklerim
Zamanın bile diz çöktüğü yerde
Ve bilirim:
Aşk ya bir diriliş hükmüdür
Ya da ebedî bir infaz
Sen gözlerimde infaz memurusun
Ya hükmü hemen oku
Ya da dönmeden çek git
Ve düşsün içimdeki sehpa
Bitsin bu bekleyişin kıyameti
Kayıt Tarihi : 6.07.2026 11:58:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!