sultanım, yarim
Bir daha...
Aşık olmak, kolay mı?
Kırmızı elmaya
Kırmızı güle
Bir ıslak mendile
Gidiyorsun…
Ve ben, kendime çivilenmiş bir yoklukta,
Bir taş gibi ağır, bir susuş gibi çıplak kalıyorum.
Başlangıç çizgisine dönen yolumda
Denizler imparatoru
Deniz kızı
Büyük bir ateş çıktı
Kalbimin kuyusunda
Ne kan var ne hakan
Kansız mı olur dağlar
Dicle nehri derin mi derin
Bakır renklidir; tenin
Tarihte bilinir, yerin
Gönülde çok çetindir çetin
Diyarbakır sokakları
Kavgalarda barut kokusu
Saçlarının karanfil kokusu
hâlâ eskimiş ajandamda.
Ben ise adını
Diyarbakır'ın kalbine emanet ettim.
Dicle ağır akar.
Suyunda yüzyılların suskunluğu,
taşında çocuk sesleri saklıdır.
Bir avuç gökyüzü maziden kalan,
bir gözyaşı bir sevda
Öyle bir yar sevdim ki
kalbimde ihtilaller olmakta
İhtilalim sana değil
İhtiyacım var sana
Her soluk alışımda
Bir besmele birde şükretme
Kral kızı barajında üşür eğil kalesi
Yemyeşil kubbe miski amber kokusu
Sarmış dört yanını peygamberlerin dokusu
Işıklar içinde, hz. Elişa peygamberin ulusu
Eğil peygamberlerin ilahi semavî yurdu
Seslendim dağlara,
Taşlar sustu,
Rüzgâr kokunu benden aldı.
Herkese seni sevdirdi.
Ey! Elena, ne güzel bir aşksın
Gözlerin parşöment kağıdı
İçinde ne tarihler ne Aşklar saklı
Ôööööffff Elena nedir?
Bu sıcaklık...
Benim ateşim yetmezmiş gibi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!