Dicle ağır akar.
Suyunda yüzyılların suskunluğu,
taşında çocuk sesleri saklıdır.
Bir avuç gökyüzü maziden kalan,
bir gözyaşı bir sevda
Düşer...
eski surların omzuna.
Güvercinler kanat çırpar;
her kanatta yarına yazılmış
küçük bir umut.
Ey kadim şehir,
ekmeğin sıcak,
acın eskidir senin.
Bir annenin duası kadar sessiz,
bir çocuğun gülüşü kadar inatçı.
Hevsel'de rüzgâr eser,
dut dalları eğilir toprağa.
Bir avuç sevda bırakırım gölgesine.
Belki yeniden filiz verir
yorgun mevsimler.
Sokaklarında yürürken
taşlar adımı bilir.
Kapılar yüzümü tanır.
Bir selamın,
bir tas suyun,
bir lokma ekmeğin
ömür kadar kıymetli olduğu yerdir burası.
Ben seni
yalnız bir şehri sever gibi değil,
yarası kabuk bağlamayı bekleyen
bir yüreği sever gibi sevdim.
İsterim ki
uçurtmalar göğe değsin,
çocukların avuçlarında
barut değil, renk kalsın.
Akşam olunca
yalnız ezan, yalnız kuş sesi yayılsın
damlardan.
Ve bir gün
aynı sofrada bölünsün ekmek.
Suya Dicle desinler,
sevdaya memleket.
O vakit bilirim,
unutulmamıştır hiçbir umut.
Çünkü bir şehrin kalbi
ancak insanı güldüğünde atar.
Kayıt Tarihi : 29.06.2026 10:39:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!