Bugün bir Goncagül
Geçti önümden
Alev alev sarmıştı beni
Hiç yüreğim yanmaz
Bir aşk uğruna...
Uğramaz dediğim, vakit,
Sus, konuşma; sen mi seviyorsun
O mu? seni çokça sevdi
Kimi? kara gözlü bir esmeri
Güldürme, Allah aşkına
O çoktan terketti, maziyi
Yeni aşklara yelken açtı
Sen giderken şehir biraz eksiliyor Asuman,
bunu en çok akşamüstleri anlıyor insan.
Bir sandalye boş kalıyor mesela,
bir bardak çayın buharı yarım.
Sesini bırak diyemem artık,
Giderken hiç olmazsa sesini,
yüreğini bana bırak Asuman.
Bıraksan yanarım,
bırakmasan kanarım.
Bir çift yeşil gözün hüznüne
Kan kusuyorsun, kan
Yediğin haram lokmadan, utan
Yedi düvele nam yapmış atan
Arkana bakmadan, düşmanı bu vatandan atan
Aslına bak aslına, imanı boğar imanla Kuşan
Ayaz var gecede, üşüyorum
Sensizliğin saatlerinde
Geçmektedir; Goncagül ve deniz
Bir enkaz bir ölüm...
Bir de ayrılık var caddelerde
Gözyaşlarımın kıyısına vuran
Halkalı' dan metroya bindim
Sağ yanım valiz sol yanım boş
Mustafa Kemal'i saklayan aşk sarhoş
Küçük çekmecede vagonlar uyuya kalmış
Beşik gibi sallanır marmara hattı
Aklının bir köşesinde
Göğsünün sol yanında
Toz tutmuşum
Biliyorum...
Sirkele kendini
Güzelim sirkele
Akşam, usulca indi şehrin omuzlarına.
Sokak lambaları, yorgun nöbetçiler gibi
geceyi birbirine emanet ediyordu.
Rüzgâr, unutulmuş şarkıları
kaldırımlarda dolaştırırken,
ben adını,
Karanlıkta seni sevmekten
Yoruldum, çok yoruldum
Al yazmalım bahar yüzlüm
Güneş görecek mi yüzüm
Gözlerim kamaştı ...seni
Seni özledim, durdum




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!