Sana...
(Sana dedim çünkü; sevdiğim diye hitap etmek doğru olmaz artık.)
Bu gün izin günümdü. Kafa dinlemek için sahile indim. Denize karşı oturdum. Kulaklıklarımı takıp dalgaların huzuruna ve sevdiğim şarkıların tınısına bıraktım kendimi. Beni bana bıraksalar yolundaydı her şey aslında.
Sonra bizim buradaki yazarlar grubundan bir hoca çıkageldi.
"Sizi burada gördüğüme sevindim size bir şey danışmak istiyordum ne zamandır " demez mi. Kendime ayırdığım o huzur saatlerinin mahvolacağını daha o dakika anladım. Sandalyesini karşıma koydu oturdu. Bir öykü kitabı yazıyormuş. İçinden bazı bölümleri okuyup fikrimi sordu. Kırmamak adına sakince fikrimi paylaştım. Adam heyecanlı heyecanlı anlatırken o kadar onda ve orada değildim ki anlayacak diye kendimi ne kadar zorladığımı anlatamam. Kalemi akıcıydı hiç de sıkıcı değildi. Benim sıkıldığım şey karşımdakinin sen değil de bir başkası olmasıydı. Adamın niyeti sadece bir yazar arkadaşıyla kitabının heyecanını paylaşıp fikir alış verişinde bulunmaktı. Elimden geleni yaptıysam da tam anlamıyla o anlara tam adapte olamadım. Konuşuyor, dikkatimi çeken yerleri söylüyor, neler katabileceği ya da eksiltebileceği konusunda naçizane tavsiyelerde bulunuyordum ama ruhum ve kalbim can çekişiyordu sıkıntıdan.
Sosyal ve derdi sadece teatide bulunmak olan bir adamın kısa sohbetine bile zor tahammül ettim.
O anlarda keşke dedim, keşke karşımdaki sen olsaydın. Sen anlatırken uzun uzun baksaydım. Zaman hiç geçmesin isteseydim. Adam futbol üzerine kısa, heyecanlı biraz da komik öyküler yazmış ve ben futbol sevmem. Ama bir an bunu anlatan sen olsan sıkılır mıydım diye düşünürken, yüzüme aptal bir tebessüm oturdu. Adam " Hocam anlatmaya başladığımdan beri ilk defa içten gülümsediniz sizi gülümseten noldu merak ettim" dedi. Yüzümün kızardığını hissettim.
Öykünün komik bir kısmını bahane ederek aklım orada kalmıştı hocam ona tebessüm ettim çok sempatik geldi diyerek konuyu geçiştirdim.
Nasıl bir his, nasıl bir bağ bu?
Neden herkesten ve herşeyden kaçarken sana çekiliyorum?
Neden sen dışında kimseyle konuşmak istemiyorum ve rahatsız oluyorum.
Çok kadın gördüm ben. İltifat ve ilgiden hoşlanan. Bense bırak iltifatı ilgiyi, bunların kenarından geçmeye çalışanları bile eşekten düşmüşe çeviriyorum. Herkese dikenli teller, sana sen dahi bilmeden Leylak bahçeleri. Başkasının iltifatı küfür gibi geliyor, tiksiniyorum.
Sana hiç bir zaman varamayacak olan ben, yine de senden başka kimseleri eşiğimin önünden bile geçirmiyorum.
Özgürlüğümü elime aldıktan sonra evlensem dahi umrunda olmayacak bir adamı hala ilk günkü gibi hatta belki daha da fazla seviyorum.
Bu gün anladım ki sen bana hiç gelmezsin, beni asla sevmezsin, ben giderim, biterim, belki ölürüm ama ben bir ömür, göğsümün tenhalığında yalnız yaşar, yalnız ölürüm.
Kayıt Tarihi : 8.06.2026 21:12:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!