Ay Taşı Şiirleri - Şair Ay Taşı

Ay Taşı

Esaret barındıran ne varsa terk ettim.
Ne sistem tanıdım artık ne de duygu.
Bu defa yüreğimi de almadım yanıma bir bavul gibi.
Onu da senin ülkende kimsenin bulamayacağı ve d/okunamayacağı bir yere bırakarak yittim.
Eskiye dair ne varsa yaşanan belki de yaşanması mümkünken yaşatılmayan hepsini ardıma bıraktım, hayallerimin dahi kanatlarını kırarak ki bir daha uçup da konamasınlar diye sol göğsümün üzerine...
Çok şey öğrendim senden.

Devamını Oku
Ay Taşı

Bu gün babası hayatta olan herkes için kutlanası bir gündü.
Herkes dağını paylaştı, bense yurtsuzluğumu sırtlandım.
İçimin çığlıkları arş-ı titretirken, buda heykeli gibi sâkin duruşum oturdu içime.
Ölümünden sonra, herkesin birden terk etmesiyle hep güçlü durmak zorunda kalan bir kadına dönüşmüş olmak içime oturdu.
İçimde sadece Allah ile konuşurken şımarabilen, geri kalan herkesin önünde, dimdik ve eyvallahı olmayan bir çocuk var.
Herkes beni kimseyi beğenmeyen, kibirli, soğuk ve mesafeli bir kadın sanıyor. Oysa ben sadece yorgunum. Hep güçlü olmak zorunda olan bir yorgun...

Devamını Oku
Ay Taşı

Günün koşturmacası az evvel bitti.
Hiç beklemediğim bir yerde rastladım sana,
Bakmak ile bakmamak arasında kaldım
Bir gün evvel yasak bir sevdayı ahmaklık olarak adlandırılan sana b/akmak için cesaretimi toplamaya çalışıyorum.
Herkesin herşeyi hiç âr etmeden yaptığı bu çağda; benim belki de tek büyük günahımın sana b/akmayı istiyor olmak olması garip mi?
Bu gün hayatımda ilk defa içiyorum.

Devamını Oku
Ay Taşı

Herkes beni çok mutlu sanıyor.
Oysa ben ölmemek için çırpınıyorum.
Ölüm; kefeni giyinip, boylu boyunca uzanma huzuru değil benim için.
Ölüm demek herkesleşmek, sırf yalnız kalmamak için ucuz ilişkilerin içinde çürümek; ruhunu günahlarla ağırlaştırıp, kalbini kirletmek demek.
Ölüm; sanatı, edebiyatı, ilahı konuşmak ve hissetmek varken, tutup etiket ve makam peşinde koşarak, gördüğü herşeye açlıkla saldıran vahşi bir hayvana dönüşmek demek...
Bir adamın çiçek mağazasına tonla para vererek; sûni , kokusuz ve amacı sadece göz boyamak olan aldığı çiçekleri istemiyorum.

Devamını Oku
Ay Taşı

Yorulmak hayatımın bir parçası haline geldi.
Yorulmadığım ve hasretle yoğurulmadığım anlar uyuduğum zamanlarla sınırlı.
Çok sessiz biri olmaya başladım ve bu beni korkutuyor.
Değişik repliklerle arkadaşlarımı çıldırttığım, esprilerle ortamları neşelendirdiğim anların yerini sessizlik aldıkça, ruhumun ve kalbimin sesi değişiyor gibi hissediyorum. Bu değişim beni ürkütüyor.
Ben, suratı asık, kimseyi duymayan, hep resmi, insanları sessizliği ile döven gudubet bir insan olmak istemiyorum.
Çiçeklerime günlerdir bakamıyorum, sudaki tosbağamla sohbet edemiyor, bulaşık yıkarken bağıra bağıra şarkı söyleyemiyor, dans edemiyorum.

Devamını Oku
Ay Taşı

Hasretin, ateş gibi yağarken üzerime ve söndüremezken hiç bir yağmur iliğime düşen ateşi; senin gelmeyeceğini kabullenmek ve veda etmek zorunda kalmak ölüm değil de neydi?
Beni ayakta tutan kendi gücüm değilmiş; farkında olmadan, bir gün sana kavuşacağımın ümidiyle, hayatın içinde yürümekmiş beni ayakta tutan.
Tüm ümitlerim tükendi.
Sana gelen tüm yolların başını ateşe verdin, sana gelebilmek mümkün olmasın diye.
Sen beni sevmezken ümidimi diri tutan o his neydi?
Neydi beni g/özüne ve gönlüne divane eyleyen?Dizlerimde derman komayan, iliklerimi boşaltan neydi?

Devamını Oku
Ay Taşı

Günlerin sıkılgan bakışları ve aslında bitmeyen işlerden sıkılmaya bile vakit bulamayışımın saçma paradoksu arasında bir günü daha tamamladım.
Yazmak daha da harlıyor demiştim içimden,
Yazmayacaktım artık.
Ne günlük tutacaktım ne de seni konu edecektim kalemime.
Hem ne işe yarardı göğsümü ortaya döksem.
Göğe baksam, ummana dalsam yeterdi.

Devamını Oku
Ay Taşı

"Öyle yoruldum ki
Yoruldum dünyayı tanımaktan" diyordu ya şair; işte bende böyleyim bu günlerde.
Herşeye gücüm yeter sanıyordum oysa
Oysa beni ne yıkabilirdi ki!
Herşeyi tek başıma yapmayı, hep Allah'ın rahmet kanadına tutunarak uçmayı ve minnet etmemeyi ve gerekirse sineye eyvallah çekerek, vazgeçmeyi öğretmişlerdi.
Ya da beni tüm bunları öğrenmeye mecbur bırakmışlardı.

Devamını Oku
Ay Taşı

Uzun zamandır gitmekle kalmanın yol ayırımındaydım.
Hani hep diyordum ya sana "Hangisine gitsem arkamdan ağlıyor diğeri, hangisi nereye götürüyor bilmiyorum. Belki ikisi de aynı yerde yani sende birleşiyordur. Yürüyen ben olduktan sonra başka ne beklenir ki" diye.
İşte o yolun neresi olduğunu öğretti bana sükutun...
Ne zaman seni unutma isteği gelse rüyalarımın ve ruhumun orta yerine düşüp, sanki ilk günmüş gibi yeniden yakmaya başlıyordu beni ateşin.
Hissettiğim onca şey sahte olamaz diyordum.
Sonra senin rüyalarının peşini bırakma deyişlerin geliyordu aklıma.

Devamını Oku
Ay Taşı

Yıllar akıp geçti.
Ne sen geldin ne de ben cesaret edebildim soğuk duvarlarına tekrar çarpmaya.
Aklım ile kalbimin birbirini döverek, mahvederek geçip bittiği yıllar değiştirdi beni.
O çocuksu cesaretim, yerini uzun suskunluklara, duruşu dik gönlü eğik b/akışlara bıraktı.
Bana ait olmayana uzanan ellerim paramparça edildi.
Neler gördüm, sen başka eşiklere vararak beni bırakıp gittiğinden beri.

Devamını Oku