Hasretin, ateş gibi yağarken üzerime ve söndüremezken hiç bir yağmur iliğime düşen ateşi; senin gelmeyeceğini kabullenmek ve veda etmek zorunda kalmak ölüm değil de neydi?
Beni ayakta tutan kendi gücüm değilmiş; farkında olmadan, bir gün sana kavuşacağımın ümidiyle, hayatın içinde yürümekmiş beni ayakta tutan.
Tüm ümitlerim tükendi.
Sana gelen tüm yolların başını ateşe verdin, sana gelebilmek mümkün olmasın diye.
Sen beni sevmezken ümidimi diri tutan o his neydi?
Neydi beni g/özüne ve gönlüne divane eyleyen?Dizlerimde derman komayan, iliklerimi boşaltan neydi?
Şimdi nasıl becerebilirim seni unutabilmeyi?
Kapından çekilebilmeyi, nasıl?
Sensiz şiir yazmak da anlamsız, şarkı söylemek de.
Yeni bir fotoğraf dâhi çekmiyorum günlerdir.
Sen görmedikten sonra, kim ve ne için b/aksın bu gözler kadraja.
Senin g/özün ilişmeyecekse, kimsenin bana b/akışı zerre kıymetli değil benim nezdimde.
Her şeyim sendin, her şeyimi alıp gittin...
Şimdi nasıl başlatırım o masum, mahzun şarkıyı yeniden!
Kim için başlatsam eğreti durur, içim almaz, kendimi bilmez miyim ben!
Şimdi söyle bana, hangi şiirin satır arasında bulurum kendimi ve hangi kalp şahlandırır, dizginleri elinde olan kalbimi.
Şimdi veda vakti.
Paramparça kalbimi gömme vakti
Ama hala bilmiyorum senden başka kimseyi sevmeyi.
Ki kalbim! Senden başka kimseyi isteyebilmeyi de bilmiyorum gülme e mi?
Firâk, nâr bile değil artık
Düpedüz teneşir sertliği, buz evi!
Heyhât!
Beni içine gömecekleri iki karış toprağım dahi yok.
Kaldım kaldırımlarda, sahipsiz bir ceset gibi...
Sevdamla kapına gelip, ruhunu huzursuz ettiğim her an için hakkını helal et ve hoşça kal, e mi?
Kayıt Tarihi : 5.07.2026 00:01:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!