Yıllar akıp geçti.
Ne sen geldin ne de ben cesaret edebildim soğuk duvarlarına tekrar çarpmaya.
Aklım ile kalbimin birbirini döverek, mahvederek geçip bittiği yıllar değiştirdi beni.
O çocuksu cesaretim, yerini uzun suskunluklara, duruşu dik gönlü eğik b/akışlara bıraktı.
Bana ait olmayana uzanan ellerim paramparça edildi.
Neler gördüm, sen başka eşiklere vararak beni bırakıp gittiğinden beri.
Esaret benim için yaratılmıştı sanki, eza ve aşağılanma benim için.
Züleyha gibi ortaya atıp, utancın her türlü sillesini yüzüme çarptılar.
"Neden vuruyorsunuz, o Yusuf değildi ve ben ne yedi kapı ardına kilitledim kimseyi ne de arsızlık edip arkadan yırttım gömleğini." Diyemedim!
Ben Yusuf değildim ama Yusuf gibi kuyuya atılandım.
Ben Züleyha da değildim ama onun gibi ayıplanandım.
Geçen onca yılı, mapus avlusunda volta atan ruhumu, penceremdeki saka kuşunu ve küpe çiçeğini sana anlatabilmek için sakladım.
Sana biriktirdim, saç dibimden parmak ucuma değin biriken her kelimeyi.
Mapushane kapısı açılıp da postacı her geldiğinde; Nazım gibi haykırdım "Buruşuyor hâlâ gelmeyen mektubun avucumda!"
Yıllarca senden bekleyip de hiç gelmeyen mektupları okudum ve sana gönderemeyeceğim mektuplar yazdım.
Yıllarca, mapusluğun biteceği günü bekledim.
Türküler sardı dillerimi, ben söyledim sazlar inledi.
Dinledi arz ve arş kalbimin derdini.
Sonra gelebileceğin, olmaz ya hani gelmek isteyeceğin tüm kapıları; ya ardında sana değecek bir eza olursa diye arkadan kilitledim.
Kapanan o kapılar seni göndermek için değil, haksız yere sana ellerin ya da dillerin uzanamaması için, beni getirip senin kapına onursuzca bırakmamaları içindi.
Şimdi esaretimin son demleri ama gel gör ki gönlümün tahammül şişesi de kırıldı, kalbimin hissettiği gibi; senin de kalbinin bana sevdalı olduğunun düşüncesine ait olan o inanç da.
İnançların bittiği, tahammül şişemin kalbimde bin parça olmasından kalan can parçalarının ruhuma batmasından ve kanatmasından başka hiç bir şeyim kalmadı.
Özgürlüğümün ilk gününde elimde senden ve Sevdandan kalan ne bir iz ne de inanç olacak.
Valizimde biraz korku, önümde hiç bilmediğim bir yol, esaret günlerinden kalma bir şaşkınlık ve dilimde Cevdet Bağca'dan kalma bir türkü "Leyli leyli"
Kayıt Tarihi : 24.06.2026 16:06:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!