konuşmaların dokusu bozuldu… birbirini tamamlamayan cümleler, yarım kalmış anlamlar, içi boş kelime kalabalıkları. iyi ya da kötü değil, doğruyla yanlışı ayırmak da değil mesele… mesele, sohbetin artık sohbet bile olmamasında.
çünkü kıran kırana geçen bir tartışmada bile hâlâ bir mesele, bir öz, bir olay vardı. şimdi ise yalnızca iki harf, bir emoji… kelimeler tatsız, tutsuz, kokusuz, yavan. yalnızca harf yığınları, iz bırakmayan, içi boş yankılar.
,,konuşmak”… bir zamanlar kalpten kalbe geçişti. şimdiyse çoğu, sadece sessizliği bozmak için açılmış SES BOŞLUKLARI.
ve ben, sormadan edemiyorum: hangi çöp kutusuna attık içtenliği?
dünya, yalnızca gördüklerimizden ibaret değildi...
belki de pencerenin önünde duran saksıdaki kurumuş çiçek, bir vedanın değil, ,, yeni bir başlangıcın suskunluğuydu...'' belki yürüdüğün yollar seni hiçbir yere götürmediği için değil, ,, seni bekleyen bir yere henüz açılmadığı içindi...''
Ve... belki de sessizlik... Sadece suskunluk değil, ruhunun sana anlattığı en derin masalı anlatıyordu...
.... DİNLEDİN, DUYDUN MU HİÇ KENDİNİ....
Çünkü bazı şeyler, sadece usulca anlaşılırmış, ,, Kelimelere değil, kalbe dokunarak…''
ne çok manzara kaçtı cam kenarından... şimdi begonvillere açılan o dünyaya dönme zamanıdır.
kalbimden sana, bana ve bize....ben buna değerim, biz buna değeriz....
insanoğlu, yanında götüremeyeceği eşyalarına taparken… bu dünyayı birlikte soluduğumuz hayvanların yok oluşuna ,, CAN KAYBI YOK "diyebilmek, sadece vicdansızlık, şerefsizlik değil, insansızlıktır.
şeref yoksunu insanlarda ise insanlık aramak karanlıkta güneşi beklemek gibidir.
doğa yanıyor, gıda bozuluyor, toprak küstürülüyor, bitkiler sessizce ölüyor… Ve hâlâ kazanan sanılıyor, yarın nefes alacak bir ağaç kalmayacağını fark etmeyenler.
Öyle bir dünya yaratıyorlar ki, bir gün sadece ,, kaka yapacakları" keçi boku kadar bir yer için birbirini yiyecek insanlar olacak.
yönünü kaybettiğinde HARİTA açma,
sessizleş.
çünkü içindeki pusula,
kimseye sormadan seni EVİNE götürür.
kalbimle, Huri
hangi atık kutusuna atıldı kelimelerimiz?
konuşmaların dokusu bozuldu…
birbirini tamamlamayan cümleler, yarım kalmış anlamlar, içi boş kelime kalabalıkları.
iyi ya da kötü değil,
doğruyla yanlışı ayırmak da değil mesele…
mesele, sohbetin artık sohbet bile olmamasında.
çünkü kıran kırana geçen bir tartışmada bile hâlâ bir mesele, bir öz, bir olay vardı.
şimdi ise yalnızca iki harf, bir emoji…
kelimeler tatsız, tutsuz, kokusuz, yavan.
yalnızca harf yığınları, iz bırakmayan, içi boş yankılar.
,,konuşmak”…
bir zamanlar kalpten kalbe geçişti.
şimdiyse çoğu, sadece sessizliği bozmak için açılmış SES BOŞLUKLARI.
ve ben, sormadan edemiyorum:
hangi çöp kutusuna attık içtenliği?
kalbimle, Huri
bazı günler sadece çiçek açmak içindi,
görkemli olmaya çalışmadan.
kahve, telaşsızken daha anlamlıydı oysa…
yine de koşuyorduk hep,
hızla, düşünmeden.
çocukluktan mı kalmıştı bu acele hâli?
yetişilmeyen sabahlara mı,
yoksa hep geç kalınmış bir sevgiye mi?
sevgimle, Huri
#huriçalışkan
büyümek, kimse görmeden içinden geçtiğin yangının adıdır.
— Huri Çalışkan
bu gece ben,
kimseye görünmeden
bir adım daha büyüdüm.
kimse bilmez…
ben dahi unuttum
kaç Anka kuşu doğumuydu bu.
kaç defa küllerimden toplamıştım kendimi.
şimdi hazır olduğum yer,
mavilerin içi gibi duruyor.
derin, duru, sessiz ve turkuaz.
ve bu defa,
limanda kalmaya niyetli.
çünkü denizlerin de
köklenebilmesi için
toprak ana’ya ihtiyacı var.
suların da altı,
toprakla doluyken
sevgimle, Huri
#huriçalışkan
— bir fısıltının gölgesinde
dünya, yalnızca gördüklerimizden ibaret değildi...
belki de pencerenin önünde duran saksıdaki kurumuş çiçek, bir vedanın değil,
,, yeni bir başlangıcın suskunluğuydu...''
belki yürüdüğün yollar seni hiçbir yere götürmediği için değil,
,, seni bekleyen bir yere henüz açılmadığı içindi...''
Ve... belki de sessizlik...
Sadece suskunluk değil, ruhunun sana anlattığı en derin masalı anlatıyordu...
.... DİNLEDİN, DUYDUN MU HİÇ KENDİNİ....
Çünkü bazı şeyler,
sadece usulca anlaşılırmış,
,, Kelimelere değil, kalbe dokunarak…''
ne çok manzara kaçtı cam kenarından...
şimdi begonvillere açılan o dünyaya dönme zamanıdır.
kalbimden sana, bana ve bize....ben buna değerim, biz buna değeriz....
sevgimle...
insanoğlu, yanında götüremeyeceği eşyalarına taparken…
bu dünyayı birlikte soluduğumuz hayvanların yok oluşuna ,, CAN KAYBI YOK "diyebilmek, sadece vicdansızlık, şerefsizlik değil, insansızlıktır.
şeref yoksunu insanlarda ise insanlık aramak karanlıkta güneşi beklemek gibidir.
doğa yanıyor,
gıda bozuluyor,
toprak küstürülüyor,
bitkiler sessizce ölüyor…
Ve hâlâ kazanan sanılıyor,
yarın nefes alacak bir ağaç kalmayacağını fark etmeyenler.
Öyle bir dünya yaratıyorlar ki,
bir gün sadece ,, kaka yapacakları" keçi boku kadar bir yer için birbirini yiyecek insanlar olacak.
senin iç sesini duyan, kalabalıklar ardında ne hissettiğini anlayan biri var.
Ve...bu, seni gerçekten sevenin işidir.
~Huri
hadi gel...
şimdi mavi demleyelim karanlıklara.
gökyüzü bir yudum umut ister,
sen uyan sevgilim...
~Huri
bazı ruhlar dünyaya özel baharatlar gibidir.
az bulunur,
çok şey katar.
Ve...bir kez eksildi mi, tadı hep eksik kalır...
— Tarçın Kokulu Muhabbetler, Huri