konuşmaların dokusu bozuldu… birbirini tamamlamayan cümleler, yarım kalmış anlamlar, içi boş kelime kalabalıkları. iyi ya da kötü değil, doğruyla yanlışı ayırmak da değil mesele… mesele, sohbetin artık sohbet bile olmamasında.
çünkü kıran kırana geçen bir tartışmada bile hâlâ bir mesele, bir öz, bir olay vardı. şimdi ise yalnızca iki harf, bir emoji… kelimeler tatsız, tutsuz, kokusuz, yavan. yalnızca harf yığınları, iz bırakmayan, içi boş yankılar.
,,konuşmak”… bir zamanlar kalpten kalbe geçişti. şimdiyse çoğu, sadece sessizliği bozmak için açılmış SES BOŞLUKLARI.
ve ben, sormadan edemiyorum: hangi çöp kutusuna attık içtenliği?
efsane Jordan...
Jordan der ki;
hiçbir zaman şut atmadan önce negatif bir düşünceyi aklıma getirmem.
çünkü negatif sonuç benim işim değil.
Gibran da şöyle ekliyor;
üzüntülerimizi ve sevinçlerimizi,
daha onları yaşamadan seçeriz.
Michael Jordan rasyonelin sesi,
Khalil Gibran sezginin…
ikisi de aynı kapıyı aralıyor bizlere,
yaşam, içten yapılan bir seçim, düşünce, duygu ve niyet ile...
ve çoğu zaman kader,
sadece o ilk düşünceyle başlayan sahnenin mimarı.
kalbimle, Huri.
gecenin istasyonu yok
ve...gökyüzü bir tren, vagonlarında yıldızlar uyuyor...
belki de gerçek dediğimiz şey,
ortaklaşa gördüğümüz uzun bir rüyadır.
bir yıldız kaydığında dilek tutuyoruz…
peki ya o yıldız, kendi sessizliğinde ne diliyor?
perde kapanınca tiyatro biter mi,
yoksa biz, alkışsız bir sahnede hâlâ rol mü yapıyoruz?
ışık bize dokunduğunda aydınlanıyor muyuz,
yoksa sadece görünür mü oluyoruz?
yönünü kaybettiğinde HARİTA açma,
sessizleş.
çünkü içindeki pusula,
kimseye sormadan seni EVİNE götürür.
kalbimle, Huri
hangi atık kutusuna atıldı kelimelerimiz?
konuşmaların dokusu bozuldu…
birbirini tamamlamayan cümleler, yarım kalmış anlamlar, içi boş kelime kalabalıkları.
iyi ya da kötü değil,
doğruyla yanlışı ayırmak da değil mesele…
mesele, sohbetin artık sohbet bile olmamasında.
çünkü kıran kırana geçen bir tartışmada bile hâlâ bir mesele, bir öz, bir olay vardı.
şimdi ise yalnızca iki harf, bir emoji…
kelimeler tatsız, tutsuz, kokusuz, yavan.
yalnızca harf yığınları, iz bırakmayan, içi boş yankılar.
,,konuşmak”…
bir zamanlar kalpten kalbe geçişti.
şimdiyse çoğu, sadece sessizliği bozmak için açılmış SES BOŞLUKLARI.
ve ben, sormadan edemiyorum:
hangi çöp kutusuna attık içtenliği?
kalbimle, Huri
bazı günler sadece çiçek açmak içindi,
görkemli olmaya çalışmadan.
kahve, telaşsızken daha anlamlıydı oysa…
yine de koşuyorduk hep,
hızla, düşünmeden.
çocukluktan mı kalmıştı bu acele hâli?
yetişilmeyen sabahlara mı,
yoksa hep geç kalınmış bir sevgiye mi?
sevgimle, Huri
#huriçalışkan
büyümek, kimse görmeden içinden geçtiğin yangının adıdır.
— Huri Çalışkan