Huri Çalışkan Antoloji.com



1. KİTAP
,, Avluda Yürüyen Gölgeler '' Roman

Ne vakit orkideli şehirler yorsa insanı, arka kapıdan çocukluğuna kavuşuyor olgunluk.

..

Devamını Oku
  • Huri Çalışkan
    Huri Çalışkan 03.08.2025 - 22:00

    ( kelâmnetra: kelâm: söz, netra: sanskritçe’de göz , sözün gözü, ya da sözle gören anlamında )

    şiir, bir bilgi değil...
    bir iç sezi, bir duyum,
    bir gece yarısı
    göğsüne düşen kelime,

    öğrenilmez
    dokunulur,
    durulur,
    üstüne eğilinir.

    kalbini alır avuçlarına,
    bir nehir gibi okşar seni,
    ...

  • Dengi Naz
    Dengi Naz 18.10.2024 - 08:26

    ...
    Uyanmışsın bir sabah; kapı çalmış, bakmışsın kimse yok, tam kapatacakken bakmışsın eşikte bir demet kır çiceği !

    Satın alınmamış, janjanlı kağıtlara sarılmamış,fiyonksuz fakat fiyonklulardan daha güzel bir demet çiçek; emekle, iyi niyetle tek tek toplanan...
    ...

    Sevgili Huri,
    Sayfamda y ...

  • Huri Çalışkan
    Huri Çalışkan 01.10.2024 - 15:04

    Ekim ayına adım atarken, yeniden doğuşu kutlayan bir Anka kuşu misali, her şeyde taze bir başlangıcın izini görüyoruz. Anka kuşu, küllerinden doğarken içinde taşıdığı gücü ve inancı yeniden keşfeder, tıpkı bir insanın her zorluktan sonra kendini yeniden bulması gibi. Ekim ayı da bize doğanın dönüşüm ...

Toplam 13 mesaj bulundu

TÜM YAZILANLAR


  • Hasretinden Prangalar Eskittim

    Ahmed Arif

    10.04.2026 - 17:19

    yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin,
    yitirmiş öpücükleri,
    payı yok, apansız inen akşamdan,
    bir kadeh, bir cigara, dalıp gidene,
    seni, anlatabilsem seni...
    yokluğun, cehennemin öbür adıdır
    üşüyorum, kapama gözlerini

  • Maria Magdalena

    Yasemin Zengin

    28.03.2026 - 13:44

    Romeo ve Juliet tadında pek leziz olmuş, teşekkürler güzel şiirine

  • Eylül

    Ahmet Altan

    02.02.2026 - 13:49

    şiirin bütün imgeleri Eylül’ün sertliğini, geçiciliğini ve yaralayıcılığını kurmaya çalışmış, ancak girişte kullanılan kelime itici, estetikten uzak ve şiiri daha ilk anda düşüren bir eşik. öylesine göz gezdirdiğim bu şiir, Eylül’ü baştan sona şehvetle bağdaştırma çabasına sıkıştırmış.

    buna rağme ...

Toplam 306 mesaj bulundu

TÜM YAZILANLAR
  • Müzik kutusu

    18.05.2026 - 08:38

    ?si=5NNv8hB5QXhW7G5-

  • Huri Çalışkan Söz Güncesi

    18.05.2026 - 08:33

    kadınların haritası yoktur…
    onlar kendi coğrafyalarını kendileri belirler.

  • Huri Çalışkan Söz Güncesi

    11.05.2026 - 13:09

    Derbyshire’ın Kalbinde Bir Rüya: Aşkın Şafağı
    Huri Çalışkan

    İngiltere’nin kuzeyinde, Derbyshire’ın sisli tepeleri arasına saklanmış, yeşil devasa vadilerin kadim fısıltılarıyla kuşatılmış bir masal diyarıdır Pemberley... Gökyüzünün puslu mavisiyle yeryüzünün taze çimen kokusu o meşhur gölün aynasında birbirine sarılırken, zaman burada asaletle diz çöker. Bu efsanevi malikanenin ahşap verandasından bakınca; doğa sadece bir manzara değil, ruhun sonsuzluğa açılan o mağrur penceresidir.

    Henüz güneş yeryüzüne altın ellerini uzatmamış, gölgeler çekilmek için rızalık beklerken; Elizabeth, üzerinde rüzgarın parmaklarıyla taranan beyaz, tül gibi ince geceliğiyle koltuğuna yerleşir. Elinde, buharı sabahın buğusuna karışan gül yapraklı çayı... O, günün bu en dilsiz vaktini, arşın en saf ve en bakir suskunluğunu, sanki dünya yeni baştan kuruluyormuşçasına çok sever.

    Derken, adımları sessizliği incitmeden, varlığı huzur veren Darcy yaklaşır. Elizabeth’in omzuna bıraktığı o sıcak, şefkat dolu öpücük; şafağın serinliğini dağıtan, kalbin içini ısıtan ilk güneştir aslında. Kulağına, o derin ve sarsılmaz hayranlığıyla fısıldar:

    “Yine gün ışıklarıyla yarışa girmişsin sevgilim; ama nafile... Biliyorsun ki güneşin tüm ihtişamı, senin o duru ve berrak ışığının yanında sönük kalmaya mahkûmdur.”

    Elizabeth, sevdiğinin sesindeki o demlenmiş şefkatle gülümseyerek Darcy’ye yer açar o geniş, güven kokan koltukta. İnce bir battaniyenin yumuşaklığına sığınıp, diz dize, nefes nefese günü ve birbirlerini selamlarlar. İşte tam o an, Darcy’nin sesinden dökülür o mısralar; bir ruhun diğerine en mahrem, en çıplak itirafı gibi:

    “Pencereyi kapama, gök dolabilir içeri / Sen neyi görebilirsin / Islak bir bulutun ağışını mı... Pencereyi aç, sesin sarsın dünyayı / Duyulur elbet ta ötelerden / Yürek kendini tanır..”

    Yürekler, o mısranın büyülü boşluğunda birbirini yeniden tanır. Mutfağın kuytusundan süzülüp verandaya kadar kanat çırpan o taze tarçınlı kurabiye kokusu, huzurun somut hali olup sarar bu iki ruhu. Öyle bir teslimiyettir ki bu; ne geçmişin önyargılarından bir iz kalır kalplerde, ne de geleceğin belirsizliğinden bir korku. Gözleri kapalı, sadece birbirlerinin varoluş ritmine tutunarak, o meşhur “Pemberley sükûnetini” kutsal bir tütsü gibi ciğerlerine çekerler. Artık uykuya ihtiyaçları yoktur; çünkü yaşadıkları bu rüya, uyanıkken görülebilecek en muazzam mucizedir.

    Mayıs, bir takvim yaprağı değil; Pemberley’in o buğulu sabahında, bir şiirin en derin dizesinde, sevdiğinin omuz başındaki o ebedi “anda kalma” mucizesidir. Bırakın bu ay pencereleriniz hep açık kalsın; içeri sadece bahar kuşları değil, o dilsiz ama dünyayı sarsan devasa aşk dolsun.

Toplam 707 mesaj bulundu

TÜM YAZILANLAR