ZİHİN, bana göre bir tiyatro sahnesi. BİLİNÇ, sahnedeki oyuncular. BİLİNÇALTI ise, O perde arkasındaki yönetmen... Ne oynanacağını, hangi duygunun sahneye çıkacağını o seçiyor. Ve çoğu zaman biz onun farkında bile olmadan onun yönettiği bir oyunun başrolündeyiz.
BİLİNÇALTI, çocukluğumuzun arşiv odası, ZİHİN ise bugünün ,,dosya yöneticisi". Ama sen o arşivde bir kere temizlik yaparsan... Bugünkü zihin yepyeni bir hikâye yazar sana!
her şeyin geceyle iyileşeceğini sanırdım, yara olmuş dizlerimi karanlıkta annemden saklarken… sonra öğrendim ki, asıl sancılar hep gece olurmuş, yoğun bakım koridorlarında.
bir gün uyandım… kış aylarındayız, hava buz gibi. canım okula gitmek istemiyor. benden ağır yün yorganı kaldırdım üzerimden, jilemi ıslatıp yine astım ipe, kimseye gözükmeden. hay aksi! kurumamıştı kıyafetim.
öyle ya… bazen en büyük bahaneyi hayat değil, çamaşır teli verir.
bazen biri gitmez.
sadece seni suskunluğunda dinlemeye başlar.
Ve... sen sandığın kadar yalnız kalmazsın.
Zihin, Bilinç ve Bilinçaltı
ZİHİN, bana göre bir tiyatro sahnesi.
BİLİNÇ, sahnedeki oyuncular.
BİLİNÇALTI ise, O perde arkasındaki yönetmen...
Ne oynanacağını, hangi duygunun sahneye çıkacağını o seçiyor.
Ve çoğu zaman biz onun farkında bile olmadan onun yönettiği bir oyunun başrolündeyiz.
BİLİNÇALTI, çocukluğumuzun arşiv odası,
ZİHİN ise bugünün ,,dosya yöneticisi".
Ama sen o arşivde bir kere temizlik yaparsan...
Bugünkü zihin yepyeni bir hikâye yazar sana!
şimdi karar verme zamanı sende,
kalbimle, Huri.
Cesaret, korkusuz olmak değil…
Korkuyla el ele tutuşup yine de yürümeye devam etmektir.
öyle çok özledim ki seni,
adını andığımda dilim yanıyor...
bir ad, bu kadar can yakar?
bu kadar iyileştirir mi?
bana kalbini göster,
çünkü gözlerin bazen gerçeği saklamayı öğrenir.
sen geldiğinde,
kuşlar inzivaya çekilirdi.
bilirlerdi ki,
onlardan çok seviyordum seni.
seni özledim,
sobadan yeni çıkmış ekmeğin içine
annemin koyduğu tereyağ kokusu gibi…
her şeyin geceyle iyileşeceğini sanırdım,
yara olmuş dizlerimi karanlıkta annemden saklarken…
sonra öğrendim ki,
asıl sancılar hep gece olurmuş,
yoğun bakım koridorlarında.
bir gün uyandım… kış aylarındayız, hava buz gibi.
canım okula gitmek istemiyor.
benden ağır yün yorganı kaldırdım üzerimden,
jilemi ıslatıp yine astım ipe, kimseye gözükmeden.
hay aksi! kurumamıştı kıyafetim.
öyle ya… bazen en büyük bahaneyi hayat değil,
çamaşır teli verir.
seni seviyorum anne…
hala sabun kokan saçlarının
beyazlığında saklı çocukluğum.