söylesene Mama Hristo… bir gün gerçekten affedilecek mi insanlık, yaktığı ormanları, terk ettiği çocukları, ve sevgiyi paspas gibi kullandığı kalpleriyle?
Dün bir fotoğrafta gözlerini gördüm..! Ne gökyüzüne benziyordu ne okyanus derinliğine.. Herkesleşmişti..! Tanımadığım tablolar daha mana kazanmıştı.. Yazık olmuş önemli kelimeyi ayıran bir virgül de değil artık tırnak içi sevdası
Aziz Aziz dendiği zaman menfeze doğru süzülür ruhum Yollar çiçeklenir, Avatar olurum Bir anlatsam yandığımı, bir duyursam çığlıklarımı ,,Eski tapınakların, köhne barınaklarında asırlardır yalnızım" Damarlarımda kanım kalmadı Seziyorum, gidiyorum Aziz Ama gitmeden dökeyim çığlıklarımı İçimse paramparça Ben bu kadar zulme layık mıydım?
Sana orkideli şehrin turuncu gün batımlarından sesleniyorum. Gelincik bahçelerini hatırlattı ağız dolusu gülüşün. Eskimeyen bir çocuk elimden tutuyor şimdi. İnsan yüzü, güneşten daha nasıl güzel doğar bir gülüş içinde…
yürek kapatılmaz, anahtar sadece doğru kişiye açılır
söylesene Mama Hristo…
bir gün gerçekten affedilecek mi insanlık,
yaktığı ormanları, terk ettiği çocukları,
ve sevgiyi paspas gibi kullandığı kalpleriyle?
Adamsız Özgür Dünya
Dün bir fotoğrafta gözlerini gördüm..!
Ne gökyüzüne benziyordu ne okyanus derinliğine..
Herkesleşmişti..!
Tanımadığım tablolar daha mana kazanmıştı..
Yazık olmuş önemli kelimeyi ayıran bir virgül de değil artık
tırnak içi sevdası
and blue
Bir şarkının içinden,
Sen geçtiğin zamanlar,
Ağlamaklı oluyorum,
Sesine sarılamadığım da,
Noksan, öksüz
Aziz
Aziz dendiği zaman menfeze doğru süzülür ruhum
Yollar çiçeklenir, Avatar olurum
Bir anlatsam yandığımı, bir duyursam çığlıklarımı
,,Eski tapınakların, köhne barınaklarında asırlardır yalnızım"
Damarlarımda kanım kalmadı
Seziyorum, gidiyorum Aziz
Ama gitmeden dökeyim çığlıklarımı
İçimse paramparça
Ben bu kadar zulme layık mıydım?
Sana orkideli şehrin turuncu gün batımlarından sesleniyorum.
Gelincik bahçelerini hatırlattı ağız dolusu gülüşün.
Eskimeyen bir çocuk elimden tutuyor şimdi.
İnsan yüzü, güneşten daha nasıl güzel doğar bir gülüş içinde…
Sen mesela,
unutulmamakla meşgulsün…
( kelâmnetra: kelâm: söz, netra: sanskritçe’de göz , sözün gözü, ya da sözle gören anlamında )
şiir, bir bilgi değil...
bir iç sezi, bir duyum,
bir gece yarısı
göğsüne düşen kelime,
öğrenilmez
dokunulur,
durulur,
üstüne eğilinir.
kalbini alır avuçlarına,
bir nehir gibi okşar seni,
ya kıyısında susarsın
ya da akarsın içinde.
şiiri özümse,
hislerini dinle,
çünkü bazı dizeler,
kaderinin yönünü değiştiren
gizli kapılara açılmakta.
ve sen...
meşgul ol onunla,
tıpkı yağmurun cama düşüşü gibi,
doğal, zarif ve derinden.
kalbimle, Huri
gerçeğin dili, hayallerin sesini kısıyor.
böyle arkasına bile bakmadan gidenler var ya,
onlar acının çekirdeği gibi kalıyor boğazımda....Huri Çalışkan
susmak da bir dil…
ama en çok da içi konuşanlar anlar.
~Huri