Biz mi taşırız aşkları Aşklar mı bizi Şimdi hangi kentte Yağdığını unuttuğum bir yağmur Ertelenmiş bir aşkın saçlarını yıkıyor
O günden beri Öznesi yaralıdır şiirin
Orada yıldızlar daha parlaktır Aynalar daha ayna Yaşamaya başladığın an Biraz daha koyulaşır ağaçların yeşili
Orası Şiirin kendini göndere çektiği yerdir
Sensiz, paslı bir çivi gibi duruyorum Bir duvarın yüzünde, Ateşe ve rüzgâra dair bir dize kuşan Bu geceyi teslim al Bir selam uçur bana Hâlâ bir sabah serinliği ise adresim
Özledim sesini, ne olur konuş Bir gül açtır zamanların ötesinden Karanlıklar içindeyim, kapkarayım bugün, gel Gök mavisinden, deniz mavisinden Bana bir şarkı söyle...
İçimde bir şey kımıldıyor Gözlerim kan çanağı, yorgunum, uykusuzum Bir baksana ne haldeyim, deli divane Yaralıyım, çaresizim, umutsuzum Bana bir şarkı söyle...
Yağmur ol yağ üstüme, güneş ol ısıt Dökül karanlığıma ışıklar gibi Al beni, en uzaklara götür Sesin aksın içimde bir pınar gibi Bana bir şarkı söyle...
Bütün renkleri kat birbirine Buram buram bir turuncu getir geçen yazdan Bir tüy gibi, bir bahar dalı gibi Hafiften, inceden, güzelden, en beyazdan Bana bir şarkı söyle
Bazen, kar nasıl hazin yağa, r bilirsin Kurşuni bir gökyüzünden ağlamaklı İşte öyleyim, kapkarayım bugün gel En hüzünlü sesinle, en dokunaklı Bana bir şarkı söyle....
Tac Mahal, hiç kuşkusuz dünyanın en güzel yapılarından biri… Bir kocanın eşine olan ölümsüz aşkını anlatan çok özel bir mekan. Sanırım bu kusursuz güzelliğinin ötesinde onu böylesine özel yapan şey, arkasında yatan bu büyük aşk hikayesi… Aynı zamanda dünyanın en pahalı sevgisi de denilebilir..
Hindistan’da uzun yıllar hüküm süren Babür İmparatorluğu’nun hükümdarı Şah Cihan, Tac Mahal’i eşi Mümtaz Mahal için yaptırır.
Şah Cihan aslında Türk soyundan gelen Babür İmparatorluğu’nun en önemli hükümdarlarından biri. Onun döneninde imparatorluk en görkemli dönemini yaşar ve kendisine “dünyanın hükümdarı” anlamına gelen “şah cihan” ismi verilir. Şah Cihan, 1612 yılında Persli bir ailenin kızı olan Ercumend Banu Begüm ile evlenir. Şah Cihan o kadar sever ki eşini ona Mümtaz Mahal (sarayın tek sahibi/seçilmişi) ismini verir. Çift, büyük bir aşkla birbirlerine bağlıdır. Şahın askeri seferlerinde bile birbirinden ayrılmazlar.
Şah, karısına o kadar güvenir ki, devletin mührünü bile kendisine verir. 1631 yılına gelindiğinde hamile olmasına rağmen Burhanpur seferinde şaha eşlik eden Mümtaz Mahal 14. çocuklarının doğumunu yaparken hayatını kaybeder. Henüz 40 yaşında bile değildir.
Şah Cihan eşinin ölümüyle yıkılır. Gözlerden uzak bir yıl boyunca yas tutar. Acılar içerisinde yaşayan Şah, sevgisinin göstergesi olarak bu anıt mezarı yaptırarak teselli bulmaya çalışır.
Şah, tüm aşkını ve servetini bu binanın yapımına harcar.1631 yılında yapımına başlanan binada mükemmel bir simetri vardır. Renkler, formlar, malzemeler arasında hiyerarşik bir geçiş takip edilir. Mümtaz Mahal’in cennette yaşayacağı mekanı temsil ettiğine inanılan bahçenin tasarımı ise buna yakışır şekilde göz alıcıdır.
Binanın yapımı neredeyse 20 yıl sürer. Türbenin olduğu ana binanın bir yanında cami diğer yanında ise misafirhane vardır. Kırmızı tuğladan yapılmış giriş kapıları ise bu muhteşem yapıyı tamamlar.
Tac Mahal’in beyaz rengi ona başka güzellik katar. Günün her saati farklı bir renge bürünen bina, sabah saatlerinde altın rengindeyken, ay ışığında bembeyaz olur. Gün batımlarında pembeden sarıya boyanır.
Tac Mahal, yeni dünyanın yedi harikasından biri olarak ihtişamını korur..
Biz, oldum olası böyle sarhoş, böyle umursamaz Bu, ilk saltanatımız değil, biliyorsun Yaşamak, bir siyah mermerdir işlediğimiz İçimiz serseri bizim, adımız değil, biliyorsun...
Mezopotamya çölünün ortasında, çok kuru ve susuz bir yerde hüküm sürmekte olan Babil Krallığı’nın başarı hikayesi denilebilir ‘Babil’in Asma Bahçeleri’ için. Öyle bir başarı hikayesi ki teraslı bahçelerden tutun, günümüz teknolojisinde yapımı mümkün olmayan, kurak topraklarda su kaynağı olmadan bir çok farklı bitki türünün yetiştirilmesine kadar uzanmış ve eski dünyanın 7 harikası içine girmeyi hak etmiştir.
Babil’in Asma Bahçeleri MÖ 605 yılında 43 sene Babil krallığı yapmış olan Nebukadnezar tarafından inşa edilmiştir. Nebukadnezar bu yapıyı sıla hasreti çeken, Mezopotamya’nın sıcak ve düz ortamından bunalıma girmiş karısı Semiramis için yaptırmıştır. Bundan dolayı bazı kaynaklarda Babil’in asma bahçelerine Semiramis’in asma bahçeleri olarak da rastlamak mümkündür. Karısının şehrinin, yapay halini yapmayı başarmış kral; bahçede birçok yapay dağlar, yeşillikler, teraslı bahçeler, akan sular gibi yapılara yer vermiş ve çok kısa bir sürede inşa edilmesini sağlamıştır.
Babil’in Asma Bahçeleri günümüzde varlığını sürdürmemektedir, kesin konumları ve neden yok olduklarına dair sır perdesi hala aralanamadı. Kimse, Babil’in Asma Bahçeleri’ne ne olduğunu ya da gerçekten var olup olmadıklarını bilmiyor.
Bütün bunlara rağmen eski dünyanın 7 harikası içinde anılan bu bahçeler "büyülü" olabilir mi Amarna?
Saklarım gözümde güzelliğini
Her neye bakarsam, sen varsın orda
Kalbimde gizlerim muhabbetini
Koymam yabancıyı, sen varsın orda
Aşkımın temeli, sen bir alemsin
Sevgi muhabbetin, dilde kelamsın
Merhabasın, dosttan gelen selamsın
Duyarak alırım, sen varsın orda
Biz mi taşırız aşkları
Aşklar mı bizi
Şimdi hangi kentte
Yağdığını unuttuğum bir yağmur
Ertelenmiş bir aşkın saçlarını yıkıyor
O günden beri
Öznesi yaralıdır şiirin
Orada yıldızlar daha parlaktır
Aynalar daha ayna
Yaşamaya başladığın an
Biraz daha koyulaşır ağaçların yeşili
Orası
Şiirin kendini göndere çektiği yerdir
Sensiz, paslı bir çivi gibi duruyorum
Bir duvarın yüzünde,
Ateşe ve rüzgâra dair bir dize kuşan
Bu geceyi teslim al
Bir selam uçur bana
Hâlâ bir sabah serinliği ise adresim
İnsana dair her çığlık
De ki şiirdir biraz
A. Hicri İzgören
Özledim sesini, ne olur konuş
Bir gül açtır zamanların ötesinden
Karanlıklar içindeyim, kapkarayım bugün, gel
Gök mavisinden, deniz mavisinden
Bana bir şarkı söyle...
İçimde bir şey kımıldıyor
Gözlerim kan çanağı, yorgunum, uykusuzum
Bir baksana ne haldeyim, deli divane
Yaralıyım, çaresizim, umutsuzum
Bana bir şarkı söyle...
Yağmur ol yağ üstüme, güneş ol ısıt
Dökül karanlığıma ışıklar gibi
Al beni, en uzaklara götür
Sesin aksın içimde bir pınar gibi
Bana bir şarkı söyle...
Bütün renkleri kat birbirine
Buram buram bir turuncu getir geçen yazdan
Bir tüy gibi, bir bahar dalı gibi
Hafiften, inceden, güzelden, en beyazdan
Bana bir şarkı söyle
Bazen, kar nasıl hazin yağa, r bilirsin
Kurşuni bir gökyüzünden ağlamaklı
İşte öyleyim, kapkarayım bugün gel
En hüzünlü sesinle, en dokunaklı
Bana bir şarkı söyle....
Ümit Yaşar Oğuzcan
AYsız, yıldızsız bir gecenin sabahındayım..
Bin yıllık kitabelere kazınmış hasretinle , güneşi uyandırıyoRuhum...
Sen nasılsın?
Yıldızlar görse bendeki güzelliğini
Birer birer düşerler içimdeki denize,
Aydınlanırım, o kadar aydınlanırım ki,
Bana gelirsin...
Bahar anlarsa duyduğum üzüntüyü,
Bütün dallarını uzatır kalbime doğru
Çiçeklenirim, o kadar çiçeklenirim ki,
Bana gelirsin...
Din duysa ettiğim ibadetleri
Bütün mihraplarıyla çevrilir bana
Büyürüm, o kadar büyürüm ki,
Bana gelirsin...
İçimde bir kere görsen güzelliğini
Garkolursun nurdan bir âleme
Bulmak için, kendini bulmak için
Bana gelirsin...
Yıldızlar görse bendeki güzelliğini
Birer birer düşerler içimdeki denize,
Aydınlanırım, o kadar aydınlanırım ki,
Bana gelirsin...
Celal Sılay
Geceye ve AYa hasret güneşim...
Sen kimsin?
TAC MAHAL: ÖLÜMSÜZ BİR AŞKIN HİKAYESİ
Tac Mahal, hiç kuşkusuz dünyanın en güzel yapılarından biri… Bir kocanın eşine olan ölümsüz aşkını anlatan çok özel bir mekan. Sanırım bu kusursuz güzelliğinin ötesinde onu böylesine özel yapan şey, arkasında yatan bu büyük aşk hikayesi… Aynı zamanda dünyanın en pahalı sevgisi de denilebilir..
Hindistan’da uzun yıllar hüküm süren Babür İmparatorluğu’nun hükümdarı Şah Cihan, Tac Mahal’i eşi Mümtaz Mahal için yaptırır.
Şah Cihan aslında Türk soyundan gelen Babür İmparatorluğu’nun en önemli hükümdarlarından biri. Onun döneninde imparatorluk en görkemli dönemini yaşar ve kendisine “dünyanın hükümdarı” anlamına gelen “şah cihan” ismi verilir. Şah Cihan, 1612 yılında Persli bir ailenin kızı olan Ercumend Banu Begüm ile evlenir. Şah Cihan o kadar sever ki eşini ona Mümtaz Mahal (sarayın tek sahibi/seçilmişi) ismini verir. Çift, büyük bir aşkla birbirlerine bağlıdır. Şahın askeri seferlerinde bile birbirinden ayrılmazlar.
Şah, karısına o kadar güvenir ki, devletin mührünü bile kendisine verir. 1631 yılına gelindiğinde hamile olmasına rağmen Burhanpur seferinde şaha eşlik eden Mümtaz Mahal 14. çocuklarının doğumunu yaparken hayatını kaybeder. Henüz 40 yaşında bile değildir.
Şah Cihan eşinin ölümüyle yıkılır. Gözlerden uzak bir yıl boyunca yas tutar. Acılar içerisinde yaşayan Şah, sevgisinin göstergesi olarak bu anıt mezarı yaptırarak teselli bulmaya çalışır.
Şah, tüm aşkını ve servetini bu binanın yapımına harcar.1631 yılında yapımına başlanan binada mükemmel bir simetri vardır. Renkler, formlar, malzemeler arasında hiyerarşik bir geçiş takip edilir. Mümtaz Mahal’in cennette yaşayacağı mekanı temsil ettiğine inanılan bahçenin tasarımı ise buna yakışır şekilde göz alıcıdır.
Binanın yapımı neredeyse 20 yıl sürer. Türbenin olduğu ana binanın bir yanında cami diğer yanında ise misafirhane vardır. Kırmızı tuğladan yapılmış giriş kapıları ise bu muhteşem yapıyı tamamlar.
Tac Mahal’in beyaz rengi ona başka güzellik katar. Günün her saati farklı bir renge bürünen bina, sabah saatlerinde altın rengindeyken, ay ışığında bembeyaz olur. Gün batımlarında pembeden sarıya boyanır.
Tac Mahal, yeni dünyanın yedi harikasından biri olarak ihtişamını korur..
Çünkü ;
Biz, oldum olası böyle sarhoş, böyle umursamaz
Bu, ilk saltanatımız değil, biliyorsun
Yaşamak, bir siyah mermerdir işlediğimiz
İçimiz serseri bizim, adımız değil, biliyorsun...
Babil'in Asma Bahçeleri
Mezopotamya çölünün ortasında, çok kuru ve susuz bir yerde hüküm sürmekte olan Babil Krallığı’nın başarı hikayesi denilebilir ‘Babil’in Asma Bahçeleri’ için. Öyle bir başarı hikayesi ki teraslı bahçelerden tutun, günümüz teknolojisinde yapımı mümkün olmayan, kurak topraklarda su kaynağı olmadan bir çok farklı bitki türünün yetiştirilmesine kadar uzanmış ve eski dünyanın 7 harikası içine girmeyi hak etmiştir.
Babil’in Asma Bahçeleri MÖ 605 yılında 43 sene Babil krallığı yapmış olan Nebukadnezar tarafından inşa edilmiştir. Nebukadnezar bu yapıyı sıla hasreti çeken, Mezopotamya’nın sıcak ve düz ortamından bunalıma girmiş karısı Semiramis için yaptırmıştır. Bundan dolayı bazı kaynaklarda Babil’in asma bahçelerine Semiramis’in asma bahçeleri olarak da rastlamak mümkündür. Karısının şehrinin, yapay halini yapmayı başarmış kral; bahçede birçok yapay dağlar, yeşillikler, teraslı bahçeler, akan sular gibi yapılara yer vermiş ve çok kısa bir sürede inşa edilmesini sağlamıştır.
Babil’in Asma Bahçeleri günümüzde varlığını sürdürmemektedir, kesin konumları ve neden yok olduklarına dair sır perdesi hala aralanamadı.
Kimse, Babil’in Asma Bahçeleri’ne ne olduğunu ya da gerçekten var olup olmadıklarını bilmiyor.
Bütün bunlara rağmen eski dünyanın 7 harikası içinde anılan bu bahçeler "büyülü" olabilir mi Amarna?
:))
Sanmasınlar asla,
Seni benden ayrı...