Espoir-, özür mesajı yazarsam engeli kaldıracakmışsın. Özür dilemezsem ne olur diye bir durup düşündüm. Acaba farkında olmadan çok önemli bir fırsatı mı kaçırıyorum diye...
Sonra düşündüm de; insanların kendilerine verdikleri değer ile gerçekten sahip oldukları değer her zaman aynı şey değildir. Bazı insanlar girdikleri her ortamı kendi sahnesi sanıyor. Yazdığı her cümleyi zekâ, gördüğü her eleştiriyi de saygısızlık olarak yorumluyor. Böyle olunca da tartışmak yerine konuları eğip bükmek, cevap vermek yerine üstün görünmeye çalışmak daha kolay geliyor. Senin de yaptığın bu..
En ilginç tarafı ise şu; sürekli insanlarla tanışmaya çalışanların bir süre sonra kendilerini bulunmaz nimet sanmaları. Bir engeli kaldırmayı ödül gibi sunman da bu yüzden komik geliyor.
Espoir-, sen kendini kapısında sıra beklenen bir saray sanıyor olabilirsin; oysa dışarıdan bakınca görünen şey, ilgiyle beslenmeye alışmış şişkin bir egodan fazlası değilsin.
Neyse... Engelin kalkması da kalması da hayatımda hiçbir şeyi değiştirmeyecek. Ama bir gün, kendi hakkında kurduğun efsane ile gerçekte olduğun kişi karşı karşıya gelirse, asıl ilginç hesaplaşma o zaman başlayacak.
Yağmur da rüzgâr da güneş de, Sevgilimi hatırlatıyor her gün her gece. Sevgilimin aklı da fikri de kalbi de denizde, Yani sadece bende. Sevgilimin bakışları her zaman sadece benim üzerimde. Sevgilimde gözü olanlara önemli bir tavsiye: O benimdir ve benim kalacak kadar ölesiye. Hatta ruhlarımız buluşur öte alemde bile. Bizim kaderimiz birlikte. Kimse boşuna uğraşmasın, yok yere eziyet etmesin kendine. Tak sepeti koluna haydi kuyuna kuyuna. Bizden uzak cehennemin kırlarına, İster başkasıyla ister tek başına. Belki köklenirsin oralarda, göçebeliğe devam ya da. Biz mutluyuz iki kişilik dünyamızda. Sana yer yok burada, haydi başka kapıya.
Güliz Ardilli 26 Temmuz 2025 Cumartesi 4:11 İstanbul
Bir zamanlar “senin arkadaş listendekiler varken ben orada olmam” diye kendine özel bir duruş biçen biri vardı. Şimdi bakıyorum da, önüne çıkan herkesi arkadaş bellemiş insanların arasında gayet rahat dolaşıyor.
Demek ki mesele kalabalık değilmiş; insan bazen sadece bulunmak istemediği yere “seviye” der, sonra aynı yere dönüp alışkanlık diye otururmuş.
… Sen şimdi Duvarına bir şiirimi asmışsındır Uyuyorsundur Belki düşünüyorsundur Sonuncu kattaki odandan Yıldızlara bakarak. Ve yıldızlar her zaman Eski ve tanıdıktır. Özellikle bir tren penceresinden bakıldığında. İçimiz nedensiz bir hüzünle dolduğunda Sırtüstü uzanıp toprağa Baktığımız yıldızlar. Bir harman yerinde ya da. Düz bir damda. Uzaktan Bütün kürtçe türküler gibi Yanık bir türkü gelirken Sıcaktan bunalırken Evler ve yollar; Ve yaşlı kadınlar Uyuklar gibi büzülüp minderlerine Düşünürlerken eskinin Olağanüstü günlerini Gece sessizce başlıyor ve ırmağın Öte yakasına geçiyor atlılar Çalıların hışırtısını dinliyorum. Sana seslenmek için Yeni şiirler tasarlıyorum.
Sana seslenmiyorum artık, kendime konuşuyorum. Unutamamak bir zaaf değil, yarım kalmışlığın hatırası. Her şey yaşandığı kadar değerliydi fazlası hayal, azı inkâr olurdu. Sen hayatımdan çıktın, benden geçmedin. Bazı insanlar kalmak için değil, iz bırakmak için gelirmiş. Ben seni unutmadım; sevgini doğru yere koydum.
Bu kadar basit mi açılıyordu ayrılıklara kapılar? Mülteci oluyorum simdi sevdama. Tüm renkleri sende çizecektim oysa Neden bir gecede astın vuslatımızı...
Kelimeler çıplak ama rüzgar manifesto havasında esiyor. Öfkeli bir iç döküş ama sanki daha çok iç çöküş. Duyguyu filtresiz sunacakken, etik olarak sorunlu bir ötekileşmeyle köşeyi dönememiş. .
Mustafa Kemal'in tüm askerleri gibi insanlığın yüz akı saflarında yer alan yiğit devrimci UĞUR MUMCU'yu (1942-1993) alnında onuruyla şehit oluşunun 31.yılında saygı ve sevgiyle anıyor ve selamlıyorum. MERHABA UĞUR MUMCU!..
Bir ses ver bana Yalnızca bir ses Bak şaha kalkacak yüreğimdeki atlarım Gel desen Kasıp kavuracak ortalığı Rüzgârın sırtına binip Soluğunda bulacam varlığımı Bir ses ver ..
Canım Kendim <33
İyi ki varsın...
Seni seviyorum...
:)
Espoir-, özür mesajı yazarsam engeli kaldıracakmışsın.
Özür dilemezsem ne olur diye bir durup düşündüm. Acaba farkında olmadan çok önemli bir fırsatı mı kaçırıyorum diye...
Sonra düşündüm de; insanların kendilerine verdikleri değer ile gerçekten sahip oldukları değer her zaman aynı şey değildir.
Bazı insanlar girdikleri her ortamı kendi sahnesi sanıyor. Yazdığı her cümleyi zekâ, gördüğü her eleştiriyi de saygısızlık olarak yorumluyor.
Böyle olunca da tartışmak yerine konuları eğip bükmek, cevap vermek yerine üstün görünmeye çalışmak daha kolay geliyor.
Senin de yaptığın bu..
En ilginç tarafı ise şu; sürekli insanlarla tanışmaya çalışanların bir süre sonra kendilerini bulunmaz nimet sanmaları.
Bir engeli kaldırmayı ödül gibi sunman da bu yüzden komik geliyor.
Espoir-, sen kendini kapısında sıra beklenen bir saray sanıyor olabilirsin; oysa dışarıdan bakınca görünen şey, ilgiyle beslenmeye alışmış şişkin bir egodan fazlası değilsin.
Neyse...
Engelin kalkması da kalması da hayatımda hiçbir şeyi değiştirmeyecek. Ama bir gün, kendi hakkında kurduğun efsane ile gerçekte olduğun kişi karşı karşıya gelirse, asıl ilginç hesaplaşma o zaman başlayacak.
Selam sana :)
Önemli Tavsiye
Yağmur da rüzgâr da güneş de,
Sevgilimi hatırlatıyor her gün her gece.
Sevgilimin aklı da fikri de kalbi de denizde,
Yani sadece bende.
Sevgilimin bakışları her zaman sadece benim üzerimde.
Sevgilimde gözü olanlara önemli bir tavsiye:
O benimdir ve benim kalacak kadar ölesiye.
Hatta ruhlarımız buluşur öte alemde bile.
Bizim kaderimiz birlikte.
Kimse boşuna uğraşmasın, yok yere eziyet etmesin kendine.
Tak sepeti koluna haydi kuyuna kuyuna.
Bizden uzak cehennemin kırlarına,
İster başkasıyla ister tek başına.
Belki köklenirsin oralarda, göçebeliğe devam ya da.
Biz mutluyuz iki kişilik dünyamızda.
Sana yer yok burada, haydi başka kapıya.
Güliz Ardilli
26 Temmuz 2025 Cumartesi 4:11 İstanbul
Bir zamanlar “senin arkadaş listendekiler varken ben orada olmam” diye kendine özel bir duruş biçen biri vardı.
Şimdi bakıyorum da, önüne çıkan herkesi arkadaş bellemiş insanların arasında gayet rahat dolaşıyor.
Demek ki mesele kalabalık değilmiş;
insan bazen sadece bulunmak istemediği yere “seviye” der, sonra aynı yere dönüp alışkanlık diye otururmuş.
Varoluşum seni yeniden kurmaya muktedirdi;
ama senin en kudretli tarafın,
ısrarla kendi çöküşüne yönelen yanındı.”
..........Napiyosun mesela
Kiminlesin ki şu an....¿
Megafon lazım çünkü bazılarının anlamak işine gelmiyor :)
…
Sen şimdi
Duvarına bir şiirimi asmışsındır
Uyuyorsundur
Belki düşünüyorsundur
Sonuncu kattaki odandan
Yıldızlara bakarak.
Ve yıldızlar her zaman
Eski ve tanıdıktır.
Özellikle bir tren penceresinden bakıldığında.
İçimiz nedensiz bir hüzünle dolduğunda
Sırtüstü uzanıp toprağa
Baktığımız yıldızlar.
Bir harman yerinde ya da.
Düz bir damda.
Uzaktan
Bütün kürtçe türküler gibi
Yanık bir türkü gelirken
Sıcaktan bunalırken
Evler ve yollar;
Ve yaşlı kadınlar
Uyuklar gibi büzülüp minderlerine
Düşünürlerken eskinin
Olağanüstü günlerini
Gece sessizce başlıyor ve ırmağın
Öte yakasına geçiyor atlılar
Çalıların hışırtısını dinliyorum.
Sana seslenmek için
Yeni şiirler tasarlıyorum.
A. Behramoğlu
Defalarca sesleniyorum ancak beni duymak istemiyor.Kimmi? o kendini bilir (AKREP)
Sana seslenmiyorum artık, kendime konuşuyorum.
Unutamamak bir zaaf değil, yarım kalmışlığın hatırası.
Her şey yaşandığı kadar değerliydi
fazlası hayal, azı inkâr olurdu.
Sen hayatımdan çıktın, benden geçmedin.
Bazı insanlar kalmak için değil, iz bırakmak için gelirmiş.
Ben seni unutmadım; sevgini doğru yere koydum.
İnsan! Seni savunuyorum; sana karşı!
-Nuri Pakdil-
Bu kadar basit mi açılıyordu ayrılıklara kapılar?
Mülteci oluyorum simdi sevdama.
Tüm renkleri sende çizecektim oysa
Neden bir gecede astın vuslatımızı...
sevgili kendim,
ben seni sokakta bulmadımm (;
Anladım ki Allah en hayırlısını nasip ediyor.. Sevmek yetmiyor bazen birlikte olabilmek için..
Kelimeler çıplak ama rüzgar manifesto havasında esiyor. Öfkeli bir iç döküş ama sanki daha çok iç çöküş. Duyguyu filtresiz sunacakken, etik olarak sorunlu bir ötekileşmeyle köşeyi dönememiş. .
tanrıdan tek dileğim,beni sensiz bıraksın.
uyuyorsundur şimdi uyu..
uykusuzluğumun baş tacı uyu..
yazıp da paylaşamadıklarım var..
onlar gelsin rüyana..
(alıntı..)
"Alaplı'nın üstünden
Garga geçiyo garga
Gız ben seni almacam
Dalga geçiyom dalga"
(Zonguldak/Alaplı yöresi)
?si=dQV-5WyY21Q7T0hT
Mustafa Kemal'in tüm askerleri gibi insanlığın yüz akı saflarında yer alan yiğit devrimci UĞUR MUMCU'yu (1942-1993) alnında onuruyla şehit oluşunun 31.yılında saygı ve sevgiyle anıyor ve selamlıyorum. MERHABA UĞUR MUMCU!..
"bırak kalsın masada ekmek,
testide su...
bırak kalsın saçların dağınık,
gözlerin uykulu..."
* Yaşamın Ufuk Çizgisi
/ Ahmet Erhan
"Benden anlamadın, şiirden anla!"
* Yağmur, Nurullah Genç
'Kız sen İstanbul'un neresindensin, hee?"
N'olucak bu memleketin hali Ayten?...Hişştt, sana diyom gız!
Kimine peynir ekmek
Kimin' peynirli börek
Adaletin bu mu "Dayı"?
Not:
Kafiye aranıyor :(((
PATATES bile bazı insanlardan daha onurlu..
-Hiç olmasa kızarmayı biliyorrr ((;
kaç para lannn bu çirkin şansı ?
((((:
bütün dualarına elfü elfi amiinn Efruh Te :)
Benim kimseyi rahatsız etmeyen bir hayat düzenim var..
Eğer seninle çatışıyorsak,
haddini aşıyorsun demektir şampiyon ((((:
Kızzzlaaaarrr !
Lütfen turşu kurar gibi hayal kurmayın ,
önünüze çıkan her hıyarla ((:
Bir ses ver bana
Yalnızca bir ses
Bak şaha kalkacak yüreğimdeki atlarım
Gel desen
Kasıp kavuracak ortalığı
Rüzgârın sırtına binip
Soluğunda bulacam varlığımı
Bir ses ver ..